<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
	>

<channel>
	<title>kurannuru incelemeler</title>
	<atom:link href="http://incelemeler.wordpress.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://incelemeler.wordpress.com</link>
	<description>kalbe nur akla ışık hayata rehber</description>
	<lastBuildDate>Thu, 31 Jul 2008 03:05:58 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.com/</generator>
<cloud domain='incelemeler.wordpress.com' port='80' path='/?rsscloud=notify' registerProcedure='' protocol='http-post' />
<image>
		<url>http://s2.wp.com/i/buttonw-com.png</url>
		<title>kurannuru incelemeler</title>
		<link>http://incelemeler.wordpress.com</link>
	</image>
	<atom:link rel="search" type="application/opensearchdescription+xml" href="http://incelemeler.wordpress.com/osd.xml" title="kurannuru incelemeler" />
	<atom:link rel='hub' href='http://incelemeler.wordpress.com/?pushpress=hub'/>
		<item>
		<title>KURANNURU İNCELEME</title>
		<link>http://incelemeler.wordpress.com/2008/06/29/musibetlere-bakis/</link>
		<comments>http://incelemeler.wordpress.com/2008/06/29/musibetlere-bakis/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 29 Jun 2008 03:11:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kurannuru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://incelemeler.wordpress.com/?p=34</guid>
		<description><![CDATA[<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=incelemeler.wordpress.com&amp;blog=4092591&amp;post=34&amp;subd=incelemeler&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.kizilcahamamihl.com/image/kalem.gif" alt="" /></p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/incelemeler.wordpress.com/34/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/incelemeler.wordpress.com/34/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/incelemeler.wordpress.com/34/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/incelemeler.wordpress.com/34/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/incelemeler.wordpress.com/34/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/incelemeler.wordpress.com/34/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/incelemeler.wordpress.com/34/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/incelemeler.wordpress.com/34/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/incelemeler.wordpress.com/34/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/incelemeler.wordpress.com/34/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/incelemeler.wordpress.com/34/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/incelemeler.wordpress.com/34/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/incelemeler.wordpress.com/34/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/incelemeler.wordpress.com/34/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/incelemeler.wordpress.com/34/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/incelemeler.wordpress.com/34/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=incelemeler.wordpress.com&amp;blog=4092591&amp;post=34&amp;subd=incelemeler&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://incelemeler.wordpress.com/2008/06/29/musibetlere-bakis/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/e37257e923df7b649128151a74a3af4c?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">kurannuru</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.kizilcahamamihl.com/image/kalem.gif" medium="image" />
	</item>
		<item>
		<title>kur&#8217;an açısından aşk flört cinsellik ilişkiler</title>
		<link>http://incelemeler.wordpress.com/2008/06/28/ask-flort-cinsellik/</link>
		<comments>http://incelemeler.wordpress.com/2008/06/28/ask-flort-cinsellik/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 28 Jun 2008 13:49:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kurannuru</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://incelemeler.wordpress.com/?p=4</guid>
		<description><![CDATA[KUR&#8217;AN&#8217;DA AŞK VE SEVGİYE BAKIŞ (drmavi) Hayatın, hayat kadar vazgeçilemez iki ana dinamiği ve sütunu: Erkek ve Kadın&#8230; Aşk, ikisini el ele gönül gönüle hayat ve aşk verene uçuracak, sonsuz hayata kavuşturacak saf billur kırılgan kanat&#8230; Hakiki Aşk, güneş ışığı gibi orijinal ve asıl kaynağı Rahman&#8217;da saklı&#8230; Mecazi aşk, cam ışığı gibi temelsiz, emelsiz ve [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=incelemeler.wordpress.com&amp;blog=4092591&amp;post=4&amp;subd=incelemeler&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#ff0000;">KUR&#8217;AN&#8217;DA AŞK VE SEVGİYE BAKIŞ<span style="color:#003399;"> (drmavi) </span></span></p>
<p><span style="color:#003399;">Hayatın, hayat kadar vazgeçilemez iki ana  dinamiği ve sütunu: Erkek ve Kadın&#8230; </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Aşk, ikisini el ele gönül gönüle hayat ve aşk  verene uçuracak, sonsuz hayata kavuşturacak saf billur kırılgan kanat&#8230; </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Hakiki Aşk, güneş ışığı gibi orijinal ve asıl  kaynağı Rahman&#8217;da saklı&#8230; </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Mecazi aşk, cam ışığı gibi temelsiz, emelsiz ve  ebede yasaklı&#8230; </span></p>
<p><span style="color:#003399;">&#8220;Hubb&#8221;(sevme) kelimesi Kur&#8217;an&#8217;da 9 yerde  geçmektedir. Bu ayetlerden yola çıkarak sevgi-aşk konusunu şu şekilde tasnif  edebi liriz: </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Allah Sevgisi-Aşkı: </span></p>
<p><span style="color:#003399;">&#8220;İnsanlardan bazısı Allah’tan başka şeyleri O&#8217;na  denk tutar da onları Allah sever gibi sever! </span></p>
<p><span style="color:#003399;">İman edenlerin Allah&#8217;a olan sevgi-aşkları ise  onlarınkinden çok daha şiddetlidir-fazladır&#8221; (2/165). </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Sevgi-aşk çeşitleri: </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Kadın sevgisi, evlat sevgisi, mal-mülk-para  sevgisi: </span></p>
<p><span style="color:#003399;">&#8220;İnsanlara şu şehevânî duygular tezyin edildi:  kadın sevgisi, evlat sevgisi, yığınla altın gümüş sevgisi, at sevgisi, hayvan  sevgi si, ekin sevgisi. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Aslında bunlar dünya hayatının geçici  menfaatleridir. Güzel sonuç ise Allah katında olandır!&#8221; (3/14). </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Beşerî sevgi-aşk: </span></p>
<p><span style="color:#003399;">&#8220;Şehirdeki bazı kadınlar dedi ki: Azizin karısı (Züleyha)  delikanlının nefsini arzulamış, onun sevgisi kalbini yakıp kavurmuş Görüyoruz ki  kadın sapıtmış-çıldırmış!&#8221; (12/30). </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Hayır sevgisi-aşkı: </span></p>
<p><span style="color:#003399;">&#8220;Düşküne, yetime ve esire sevgi dolu  yürekleriyle, severek (veya nefisleri adına malı sevdikleri halde) yedirirler&#8221;  (76/8 </span></p>
<p><span style="color:#003399;">&#8220;Gerçek iyilik, mala olan sevgisine rağmen, onu  yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışlara, dilenenlere, kölelere vermek  tir&#8221; (2/177). </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Mal sevgisi-aşkı: </span></p>
<p><span style="color:#003399;">&#8220;Malı, yığmacasına aşırı seviyorsunuz!&#8221; (89/20)  &#8220;Hayır sevgisine (mala) aşırı derecede-şiddetle düşkündür! (100/8). </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Dünyalık sevgisinin hedefi: </span></p>
<p><span style="color:#003399;">&#8220;Ben hayır (mal-dünyalık) sevgisini Rabbimi anmak  için istiyorum!&#8221; (38/32). </span></p>
<p><span style="color:#003399;">&#8220;Ehabbe&#8221; (Sever) fiilinde ve türevlerinde de şu  anlamları buluyoruz </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Allah&#8217;ın sevdikleri: </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Tövbe edenler, temizlenenler: (9/108; 2/222),  Muhsinler: (2/195; 3/134,148; 5/13), Muttakiler: (3/76; 9/4,7), Sabredenler:  (3/146), Tevekkül edenler: </span></p>
<p><span style="color:#003399;">(3/159), Adaletle hükmedenler: (5/42; 49/9;  60/8), Allah yolunda savaşanlar: (61/4), İmanlı, salih amel yapan, muttaki,  muhsin (61/4). </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Allah&#8217;ın sevmedikleri: </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Kafirler: (3/32; 30/45), Küfürde ve günahta ısrar  edenler: (2/276), Zalimler: (3/57,140; 42/40), Fesat: (2/205), Fesatçı: (5/64;  28/77), Kibirlenen </span></p>
<p><span style="color:#003399;">(16/23), Haddi aşanlar: (5/87; 7/55), Aşırı  gidenler: (2/190), Şımaranlar (28/76), Kendini beğenen, böbürlenen, övünen:  (4/36; 28/76; 31/18; 57/23), </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Hain ve nankör: (4/107; 8/58; 22/38), Çok  günahkar: (4/107), İsraf eden: (6/141, 7/31). </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Allah&#8217;ın ve Rasulünün sevgisi ile onların yolunda  mücadele etmek, bütün aileden, mal ve ticaretten, evlerden daha üstün görülmeli  ve önde olmalı (9/24) </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Allah&#8217;ı sevmenin ölçüsü, Peygamberimize uymak;  Peygambere uymanın sonucu Allah&#8217;ın sevmesi ve bağışlaması: (3/31). </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Allah&#8217;ın affı sevilir, buna ulaşmanın yolu:  cömertlikten asla vazgeçmemek: (24/22). </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Allah&#8217;ın imanı sevdirmesi ve yardımı: onunla  kalbi süslemesi, küfrü, fıskı ve isyanı çirkin göstermesi: (49/7), Allah’tan  başka gelip geçici olan hiç bir </span></p>
<p><span style="color:#003399;">şey sevilmez: (6/76), Hapis, günahtan daha  sevgili: 12/33), Allah, müminlerin sevdiği yardımı, zafer ve başarıyı gösterir  (3/152, 61/13), İmana erenler temizlenmeyi severler: (9/108). </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Allah ile insanın birbirini sevmesi: (5/54). </span></p>
<p><span style="color:#003399;">İnsanın insanları sevmesi: Ensar muhacirini sever  (59/9); mümin, sevmeyenleri de sever: (3/119), Evlat sevgisi (12/8), insan,  sevdiklerinden infak ederek </span></p>
<p><span style="color:#003399;">insana olan sevgisini gösterir: (3/92), insanın  insanı kurtarmasında sevgi yetmez, Allah&#8217;ın hidayeti gerekir: (28/56). </span></p>
<p><span style="color:#003399;">İnsanın imana karşı küfrü (9/23), hidayete karşı  körlüğü sevmesi ve tercih etmesi: (41/17). </span></p>
<p><span style="color:#003399;">İnsanların dünyayı sevmesi, dünya hayatını ahiret  hayatına tercih etmeleri: (14/3,16/107,75/20,76/27). </span></p>
<p><span style="color:#003399;">İnsanların günah işleri sevmesi: Fuhşiyatın  yayılmasını sevenler: (24/19), Gıybet sevmek, ölü eti sevmek gibi: (49/12),  yapmadıklarıyla övül meyi sevmek: </span></p>
<p><span style="color:#003399;">(3/188). </span></p>
<p><span style="color:#003399;">İnsanların hayır işlerini sevmemesi: Nasihat  verenlerin sevilmemesi: (7/79). </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Yahudi ve Hristiyanların: Biz Allah&#8217;ın  oğullarıyız ve sevgilileriyiz demesi: (5/18). </span></p>
<p><span style="color:#003399;">&#8220;Mahabbet&#8221; kavramı, Hz.Musa ile ilgili olarak  sadece bir ayette geçer: &#8220;Benim nezaretimde yetiştirilmen için sana kendimden  bir sevgi verdim&#8221; (20/39). </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Ayetlerden anlaşılacağı gibi, insan sevgisini  dört ana konuya yoğunlaştırabilmektedir: Allah&#8217;a, kendine, insanlara ve dünyalık  diğer varlıklara. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Bu yönelişler, aynı zamanda hem olumlu hem de  olumsuz olarak gerçekleşebilmekte ve ifrat tefrit yönleri olabilmektedir  Sözgelimi Allah sevgi sinin, İsrail oğullarında görüldüğü gibi, sadece kendi  milletlerine tahsis edilmesi yanlış olduğu gibi, malın, kadının, dün yanın bir  ilah gibi sevilmesi de bir o derece yanlış olmaktadır. Mal sevgisinin  yaratılışta bulunması kabul edilebilir bir durumdur. Ne var ki bunun, cimrilik  yapılarak insanların hayrına kullanılmaması kadar, israf edilmesi de doğru  görülmemektedir. Allah&#8217;ı seviyorum diyen insanın, Peygamberini örnek alarak bir  Müslümanlık yaşamaması uygun düşmemektedir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Burada dikkat çeken ön önemli husus: İnsanın, eş,  evlat ve mal sevgisi başta olmak üzere, bütün sevgilerinin çıkış noktası olarak  Allah sevgisini görmesi, sevdiklerini O&#8217;nun muhabbeti namına sevmesi konusudur.  Bu temel atıldıktan ve hedefe Allah rızası konulduktan sonra, bütün sevgiler ve  aşklar kötüye kullanılmaktan ve insana zarar verecek şekle dönüşmekten uzak  kalmış olacaktır. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Kur&#8217;an&#8217;da beşerî aşk konusu, sadece Züleyha&#8217;nın  aşırı ilgisi ve yönelişi şeklinde ele alındığı gözleniyor. Fakat bu konunun  başlı başına, kıssaların en güzeli diye tanımlanan (12/3) bir sûrede ele  alınması ve uzunca sayılabilecek bir bölümde, Züleyha&#8217;nın ve kadınların  duygularının dile getirilmesi, konunun insan hayatındaki yerine parmak basması  açısından ilgi çekicidir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Kadının aşk duygusuna kapılması, sevgisini  kontrol altına alamaması onu başka duyguları yaşama arzusu içine atmış,  ölçüsüzce davranışlar sergilemesine sebep olmuştur. Bunun sonucu olarak hem  kendi onuru kırılmış, arzuladığı şeye ulaşamadığı gibi, in sanların gözündeki  yüksek mertebe-den düşmüş, hem de iftira atarak, insanlık dışı bir davranışla  masum bir insanın yıllarca hapiste kalmasına sebep olmuştur. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Adı konmamış aşkların, patlamaya hazır bir bomba  olduğu gerçeği dikkatimizi çekmektedir. Allah&#8217;a bağlantısı olmayan bu tür kalp  fırtınaları, insanı bir tarafa savurabilir, nefis arzularına kaynaklık yapabilir  ve insanı her türlü kötülüğün içine atabilir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Masumiyet içindeki aşk ise, geçmişinde bir kökle  Yaratıcıya bağlanır, gelecekte kurulması düşünülen aile gövdesiyle irtibatlan  dirilir ve bu aşk, mutluluk meyvesi evlatlarla taçlandırılır.<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212; </span></p>
<p><span style="color:#003399;">CİNSELLİKTE DENGE (drmavi) </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Cinsel tatmin fıtrî bir ihtiyaç mıdır hastalık  mıdır? </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Konuya başlamadan önce okuyucuya samimi bir  uyarıda bulunmak isteriz. Konuyla ilgili yorumlar ve değerlendirmeler kişilere  göre farklı algılanabilir, tenkit de edilebilir. Belli bir anlayışı ve kişileri  hedef almış değiliz. İnançlı-inançsız, ibadetli-ibadetsiz, erkek-kadın,  genç-yaşlı, evli-bekar herkes, kendi anlayışına uygun olanları alır, gerisini  bırakır. Bırakılanları bir başkası, kalanları da bir başkası alır. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Konuyu kişiselleştirmemek gerekir. Falan kişi  böyle yapıyor filan kişi böyle düşünüyor veya söylüyor demeden, Kur&#8217;an&#8217;dan  aldığımız manalar doğrultusunda meseleyi iyi niyetle beraberce irdelemeliyiz ve  öncelikle kendimizi muhatap alıp nefsimizi gözden geçirme liyiz. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Cinsel tatmin bir taraftan doğal bir gereksinim  olarak görülebilir, diğer taraftan da psikolojik bir hastalık haline  dönüşebilir. Bu nu işlemek istiyoruz. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Öncelikle bir ayette şehevat kavramının Kur&#8217;an&#8217;da,  cinsellikle beraber, mal ve evlat, altın para gibi değerler olarak geniş bir  yelpazede ele alındığını belirtmeliyiz (3/14). Cennetliklerin iştah duyacakları  et meyve gibi yiyecekler de aynı kök (şehvet) kelimeyle ifade edilir  (52/22,56/21,77/42). </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Ayetler derinlemesine tetkik edilirse, insanın  mala evlada dünyalıklara olan aşırı düşkünlüğü konusunda ciddi uyarıldığı  görülür. Ateş gücüne sahip olmak bir avantaj gibi görülse de riski de o oranda  fazladır. Şeytan bu gücünü kötüye kullanmıştır. Firavun ve Karun de saltanat ve  servet güçlerini yanlış değerlendirdiler. Erkek evlada düşkünlük de müşrikleri  bir taraftan evlat katili yapmış diğer ta raftan zulme aracı kılmıştır. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Cinsellik konusunda insanoğlunun nasıl yoldan  çıkabileceğine en çarpıcı örnek de Lut Peygamberin kavmidir. Onlar cinselliği,  bir Peygamberin yüzüne çekinmeden söyleyebilecek ve niyetlerini ifade edebilecek  kadar, aleni bir hastalık haline getirmişlerdi. Onlara da sorulsaydı, &#8220;Bu, bizim  için su ve hava gibi hayatta asla vazgeçilmez bir ihtiyaçtır!&#8221; diyeceklerdi. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Cinsellik konusunun fıtrî bir hal olmaktan  çıkarılıp bir ihtiyaç elbisesi giydirilmiş zafiyet, hatta (Lut kavmindeki gibi)  bir hastalık haline getirilme sine en çarpıcı iki örnek de ikiz kız kardeşini  isteyen Kabil ve Yusuf Peygambere gözü kararmış gibi çılgınca yönelen Züleyha  hikayeleridir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Bilinçaltı, fıtrî biyolojik yapının hayat için  doğal ve yeterli gördüğünü, vazgeçilmez zaruri bir ihtiyaç haline getirmede  mahir bir usta gibidir. Bu konuda o programlama merkezi, bilgisayar programcısı,  son derece profesyonel bir mühendis gibi çalışır. Sıra dışı her talep, sıra dışı  bilinçaltı çalışmasının bir ürünü olarak görülebilir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Çünkü bilinçaltı akıl ve bilinçten, kalp ve  vicdandan bağımsız olarak, hatta onların rağmına çalışır ve ruhu doğrudan  etkiler. Akıl bilgiyle kalp inançla güçlendirilmemişse, insan, ibadetlerle ve  hayır yollarında hizmetlerle salih eylemleri fıtrat alışkanlığı haline  getirmemişse, ruh en etkili çekim merkezi olan bilinçaltı kaynağından beslenmek  zorunda kalacak, onun yörüngesine girecektir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Dışardan empoze edilen her program da  bilinçaltının ana malzemesini oluşturduğundan, iddia edildiğinin tersine  cinsiyetten ve cinsel arzulardan tamamen soyutlanmış yalın halde doğan çocuk  ruhu, harici etkilerle belki de normal dışı cinsiyet meyillerine yönelecek,  erken uyanmalara ve alış-kanlıklar kazanmaya başlayabilecektir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Yaşayanlar, yaşayanları tanıyanlar, uzmanlara  kulak verenler bilecektir ki, temelde 12, hatta 6 yaşlarına kadar çocuklar,  bilinç altı programları çerçevesinde, kısıtlama olmadan her konuda  yörüngeleşmekte, edinilen alışkanlıkları bazen yaşlılık dönemlerine kadar  taşıyabilmektedirler&#8230; </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Sözgelimi Kabil, kalbiyle hareket etseydi Allah,  Peygamber ve baba emri ağırlığını vicdanında hisseder, kardeşini istemezdi. Aynı  şekilde akıl, mantık ve muhakeme gücünü ciddi çalıştırsaydı aynı sonuca  ulaşabilirdi. Fakat bilinçaltı bombardumanına açık nefis hesabına işletilmiş  zayıf bir muhakeme ve duygusallıkla konu, vazgeçilemez hatta ölümüne dönülmez  hale getirilmiş olmaktadır. Nite kim Kabil ilk nefis tetikçisi olarak katil  olmuştur. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Aynı değerlendirmeler Züleyha için de geçerlidir.  Devlet yönetiminde bir bürokrat eşi olmasına rağmen, eşine ihanetinin ve  statüsünü gözünü kırpmadan feda edebilecek hale gelmesinin sebebi, tutkusunun  kalbini kavuracak hale gelmesi, akıl ve muhakemesini tatil etmesi ve nefsinin  isteklerini vazgeçilemez bir ihtiyaç haline getirmesidir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Ruh aslında eşten bağımsızdır. Eş, bizzat ruh  varlığı ve hayatı için zaruri bir varlık sayılmaz. Teorik olarak erkek olsun  kadın olsun, biri diğeri olmadan da var olabilir ve yaşayabilir. Hz.Adem  kadınsız var olan, Hz.Meryem erkeksiz yaşayan, Hz.İsa ise hem erkek siz var olan  hem de kadınsız yaşayan tek örnektir. Bir beşer olarak bunun zarurî olmadığı  gösterilmiş olmaktadır. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Cinsellik neslin çoğalması için ise bir ihtiyaç  hatta zorunluluktur. Allah&#8217;ın yaratılışa koyduğu bu ilahî kanunda değişme olmaz.  Adem, Meryem ve İsa örnekleri birer mucizedir. Aynen gerçekleştirme imkanı  yoktur. Fakat Allah&#8217;ın koyduğu fıtrat kanunlarından yararlanarak, olmaz  görülebilen pek çok olay da gerçekleştirilebilir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Günümüzde, erkek olmadan kadının hamile  kalmasından bahsediliyor. Muhtemelen ileriki asırlarda cinsiyeti olmayan, yani  erkeğe de, kadına da ihtiyaç duymadan var olan ve yaşayan bir kısım gen ürünleri  elde edilebilecektir. Bebeğin gelişimi sadece anne rahminde olabilir, bebeğin  erkek ve kız olması tercihe bağlı olamaz gibi geçmiş yıllara ait düşünceler  bugün değişmekte, kopyalama konu su uygulanmaktadır. Allah&#8217;ın koyduğu gen  kanunlarından yararlanılarak da farklı ürünler elde edilebilecektir. Ne var ki,  üzümü yaratan Allah, üzümle şarap yapıp sarhoş olmayı yasaklamıştır. Genlerin ve  ilgili gen kanunlarının yaratılmış olması, aslında onlara dilediğince müdahale  etme hakkının verilmiş olduğunu göstermez. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Kur&#8217;an, insanların bir tek ana nefis varlığından  geldiğini ifade eder. Adem&#8217;in topraktan bir protein macunu olarak şekillenmesin  den ve bu ana yapının bölünmesiyle Havva&#8217;nın yaratılmasından sonra da erkek ve  kadınların bu ikisinden üretilip kabileler olarak çoğaltıldığından söz  eder(4/1,7/189; 49/13). </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Buradan anlaşılıyor ki tek insanın oluşumu aslî  amaç, insanların çoğalması için cinsiyetin oluşu mu talî amaçtır. Cinsel arzu  ise arızî, hatta tâlînin tâlîsi bir amaçtır. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Bir amaçtan söz edilecekse bu, beden ötesinde,  ruh dünyasının eşte ve eşle huzur bulmasıdır (30/21). Bedensel tatmin huzuru ile  ruh tatmini huzuru arasındaki farkı ise her vicdan sahibi ayırt  edebilir&#8230;Bilinçaltının bedensel zevkler deposu haline getirilmesine izin  verilmemelidir. Beden huzuru bedende kalıp güdükleştirilmemelidir, ruh huzuru  derecesine çıkarılmalıdır. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Ayette kadınların tarla olarak (2/223) tasvir  edilmesi de iyi anlaşılmalıdır. Ekim ürün içindir. Mecazi olarak tenasül  vurgulanmış olmaktadır. Yani neslin çoğalması bir esastır, bir hedeftir.  Vesileler ise daima hedefe göre bir değer ve anlam kazanırlar. Beden ve  fonksiyonları Ruh dünyasına yönelmede bir vesile olarak görülmelidir. Tıpkı  dünyanın ahiret için bir tarla olarak görülmesi gibi!.. Cinsiyetin oluşumuyla  çoğalan nesillerin, renk renk, kabile kabile, diller ve milletler olarak farklı  hale getirilmesi de, birbirleriyle tanışmaları ve sosyal bir yaşam kurmaları  adına olmasının vurgulanması ve değer kazanmanın cinsiyetle bir ilgisinin  olduğunun belirtil memesi de (48/13) bu durumu desteklemektedir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Cinsel bir parmak bal tadı, soyun devamını  sağlamaya teşvik içindir. Bu duygu insana, nefsini bireysel keyfi hareketlerden  uzaklaştırıp, erkek ve kadının bu çekici gücü kullanarak birbirlerine  yakınlaşmasını, hayvani bağlılıkta kalmayıp insani bağlılığa dönüşmesini ve  işbirliği içinde aile kurarak sosyal kişilik aşamasına ulaşmasını hedefleyerek  verilmiştir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Buraya kadar yapılan açıklama bizi cinsel zevkin  ihtiyaç olmadığı, hakikatte arızî olan nesil üretme amacına yönelik, tabiri  caizse, arizînin arizîsi bir duygu olduğu sonucuna ulaştırmış olmaktadır. Bu  tıpkı, yaşamak için midenin arızî olması, midenin dolması için dilin dolaylı bir  vasıta olarak karşımıza çıkması ve dildeki lezzetin de aynı şekilde dil  duyusunun kullanılması için arızî bir duygu olması gibidir&#8230; </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Şu ayet de, cinsel tatmin duygusunu ertelemenin  mümkün olduğu konusunda önemli ip ucu vermektedir: “Evlenme imkanı bulamayanlar,  Allah&#8217;ın fazlıyla varlık sahibi oluncaya kadar iffetlerini korusunlar!&#8221; (24/33). </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Dil nasıl lezzetlere düşkün hale getiriliyorsa,  cinsellik duygusu da ruh için vazgeçilemez bir duygu ve hastalık derecesinde bir  ihtiyaç haline getirilebilir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Salt zevk bir ihtiyaç mıdır? </span></p>
<p><span style="color:#003399;">&#8220;Cinsellik ihtiyaçtır&#8221; diyen kimse, &#8220;Cinsel  tatmin bir ihtiyaçtır&#8221;, yani &#8220;Cinsel zevk alma bir ihtiyaçtır&#8221; demiş olmaktadır. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Yemek bir hayat ihtiyacı sayılsa bile yeme zevki  bir nefis rüşvetidir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Ballı börekler pişirilir, kaymaklı tatlılar  yenir, kuzular çevrilir </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Dil kapıcısına bolca verilir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Sonra hepsi gübreye çevrilir </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Amaç yaşamayı ve vücud sağlığını sağlamaksa,  iktisad terazisi görmüş pek çok alternatif nimetle bu sağlanabilmektedir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Cinsellik de yaşam için bir gereklilik olabilir,  cinsel lezzet de peşin verilmiş teşvik edici bir avans!.. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Ancak bunun vazgeçilmez cinsel zevk haline  getirilmesi ise aslında bir nefis rüşvetinden başka bir şey değildir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Zaman düzenleyicisi sadece namazdır. Kadın  endeksli proğramlar değil!.. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Savaş gibi en yüksek hayat riski taşıyan ortamda  bile nöbetleşe birer rekat namaz kılınması, harp taktiklerinin adeta namaz  vakitleriyle belirlenmesi, </span></p>
<p><span style="color:#003399;">namaz endeksli yaşam konusunda yeterince ip ucu  sayılmalıdır. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Hatta kültürümüzde, zifaf gecesinin yatsı  namazının kılınması sonrasına planlanması da bir tesadüf değildir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Namazı, 24 saatinin vazgeçilmezi, olmazsa olmazı  haline getiren insan, gününü programlamada önceliğini seçmiş demektir. Böyle  yaşayan bir insanın, cinsel hayatı otomatik programlamaya uymak zorunda  kalacaktır. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">O insanda cinsel istekler, bir nefis hastalığı ve  zaafı olarak kendini kabul ettiremeyecek, ibadetler arasındaki arızî ve sönük  durumuna rağmen, diğer ibadetler gibi ibadet olarak değerlendirilme hakkını da  kazanmış olacaktır. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Evli ya da bekar, bir sebeple cinsel duyguları  tetikleyecek bir görüntüyle karşılaşan bir insan; gözlerini kapayarak, bir  kıvılcımın alev almasını önlemekle görevlidir. Ve bu durumu ona bir vacip sevabı  kazandıracaktır. Bunu başaracak irade gücüne sahip olma yan, zaafı olan, gözleri  nefsine esir olan ve ona bakakalan ve bunun sonucunda nefsi uyanan bir insan  için cinsel arzu bir ihtiyaç mı ol maktadır? </span></p>
<p><span style="color:#003399;">İrade dışı göze çarpan ilk görüş için mazeret  olabilir. Kaçınmak mümkün olmayabilir. İkincisinde ve devamında ise irade devre  de olduğundan, ortaya çıkabilecek her cinsel tutum, kesinlikle bir ihtiyaç  olarak adlandırılamaz. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Bir ihtiyaçtan söz edilecekse, ehveni şer olarak  o insanın zaafına kurban gidip, günahın daha büyüğünde yanmaması için, çözüm  üretmek, alternatif sunmak olacaktır. O da &#8220;Kardeşim! evinde eşin var, onda olan  eşinde var, sen git eşine var, ihtiyacın buysa işte onda var!&#8221; demek olacaktır. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Ancak genç bir bekara bu tavsiyeyi yapma imkanı  yoktur. Ona geçici dört öneri sunulabilir. Sabır, oruç, koruyucu iffetli arkadaş  ortamı ve hayırlı hizmetlerde sürekli aksiyon halinde olma&#8230;Ayette belirtildiği  gibi evleninceye kadar iffetlerin korunması Allah&#8217;ı hoşnud edecektir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Allah&#8217;ın hiç sevmediği, tıka basa dolu mideye  sahip nefsin, zevke yönelmesinden başka hiç bir şey beklenemez. Açlık ise tıpkı  at dizgini gibidir. Nefse binilir ve açlıkla yönlendirilir. Bu da ten zevkinden  ruh zevkine doğru koşu anlamına gelir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Sabah öğlen akşam, mükellef sofralarda yemek  yiyen, aralarda da atıştırmayı ihmal etmeyenler ve böylece hormonlarını besle  yenler; Ramazan dışında oruçla tanışmayanlar, her gün enerjilerini atacak  şekilde hizmet koşuşturmaları içine giremeyen, beden dünyaları için zaman  bulamayacak hale gelemeyenler, </span></p>
<p><span style="color:#003399;">&#8220;Cinsel tatmin doğal bir ihtiyaçtır!&#8221; demesinler  lütfen!.. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Onlar cinselliği kendilerine ihtiyaç haline  getirenler, bir &#8220;Cinsellik zaafı&#8221; oluşturanlardır. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Nefis adına zaaf ise bir psikolojik  rahatsızlıktır. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Çünkü nefis, bu alanda zevk alabilecek bir zaman  boşluğu bulabilmiş demektir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Çünkü nefis, cinsel zevkleri bir ihtiyaç gibi  görecek zaman boşlukları bırakmış demektir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Çünkü nefis, cinsel hazlar kadar lezzet  alabileceği başka ilgi alanları ortaya koyamamış demektir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Şahsî füyûzat hislerinden bile fedakarlık  yapmanın işlendiği, vicdan ve kalp kültürümüzün arifi durumda olan ve bedensel  tadlarından vazgeçemeyen bir insana, izninizle psikolojik &#8220;Ten ve beden hastası&#8221;  deme durumundayız. Büyüklerimizin &#8220;Lezzetin kulu!&#8221; deyi mini de hatırlatmalıyız. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Tek eşine bile ulaşmakta, ulaşma yolunda zamana  bulmakta zorlanan örnek insanlar vardı. Arkalarına kadınlarına ya da önleri ne  başka kadınlara bakıp sevda aramıyorlardı; ufuk mefkûreler, ufukta milletler  onların sevdalılarıydı&#8230; </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Günümüzde de gördükleri millet hizmetlerinden  dolayı evlerine belli bir müddet gelemeyen, geldiklerinde evlerini yerinde bula  mayan, zaman kahramanı, saf, </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Safvetli, nezih ve veli insanlar vardır.  Evlerinde yiyeceksiz kalan evladü ıyal baba evine göçmüş, gelen alnı valalı  yiğit evini taşınmış bulmuştu. Ama rüyalara giren Nebiler Nebisi de anında komşu  olmuştu. Uyarılmışlar, evler yine buluşmuş tu&#8230; </span></p>
<p><span style="color:#003399;">&#8220;Cinsel tatmin bir ihtiyaçtır!&#8221; diyen ve bunu  cinsel zevksiz olmaz duruşuyla savunan inanmış insan psikolojik hastadır. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Çünkü nefsi, helal dairesinde ama israfsız ve  belli ulvî bir amaç doğrultusunda zevklendirmek, bir psikolojik rahatsızlık  değildir. Hatta psikolojik tedavidir bile. Psikolojik rahatsızlık olarak  nitelendirilen husus, meşru görüntüde bile olsa, fani zevki vazgeçilmez hale  getirmektir&#8230; </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Zevki ihtiyaç olarak görmek, bilinçaltına  ihtiyaçlar listesinin başına yazmak, kendimizi buna proğramlamak demektir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Beden lezzetini vazgeçilmez yapmak, akıl ve  kalbi, yönelmesi gereken ulvî duygu, düşünce ve eylemlerden koparmak demek tir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Bir de buna dini literatürden bir sıfat ekleyerek  masumiyet kılıfı geçirilir: &#8220;Fıtrî bir ihtiyaçtır&#8221; denir. Dindarlık(!) damarı  iyice kabar mış kimileri de konuya kudsîlik kazandırırlar: &#8220;Efendim! İzdivaç,  dinî bir tavsiye hatta kimilerine vacip bir durumdur, evlilik ise cinsel  tatminsiz olmaz!&#8221;&#8230; </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Bu tarz düşünenlere tereddütsüz sorulabilir: &#8220;İlk  eşiniz bu işe ne diyor?&#8221; </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Peki erkek kendisi için düşündüğü ve sözüm ona  &#8220;İhtiyaç!&#8221; diye tanımladığı cinsel tatmin ve ikinci eş hakkını ilk eşine tanıya  bilecek midir? </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Hayır!..Aklının ucundan bile geçirmeyecektir,  &#8220;Sözü bile edilmez!&#8221; diyecektir. Peki o insan değil midir? Erkek gibi onun da  cin sel duyguları yok mudur? </span></p>
<p><span style="color:#003399;">&#8220;İhtiyaç!&#8221; kavramını onun için kullanmamıza engel  olan nedir?..Erkek için ihtiyaç olan şey onun için neden ihtiyaç  sayılmamaktadır?.. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Üstelik kadının, adet günleri, hamilelik ve  loğusalık dönemi, emzirmesi, çocuğuna yoğunlaşması, menopoz dönemi gibi zaman  dilimleriyle hayatının önemli bir kısmı, erkeğe oranla cinsel aktivitelerden  yoksun geçmektedir. Bir ihtiyaçtan söz edilecekse belki de kadının, erkekten  daha çok bu ihtiyaç hakkına sahip olması gerekirdi. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">&#8220;Çünkü!..&#8221; denecektir; &#8220;Kur&#8217;an kadına değil  erkeğe ikinci eş hakkını tanımaktadır. Hem erkek kadına oranla bu konularda da  ha aktif ve duyarlı bir yapıya sahiptir. Bu sebeple fazla eş hakkı kadına değil  erkeğe verilmiştir!&#8221;. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Bu durumda &#8220;Hak!&#8221; kavramı, nasıl oluyor da cinsel  tatmin yolunda bir ihtiyaç olarak yorumlanabiliyor? </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Erkeğe yönelik bu avantajın, neslin korunması  adına olduğu söylenebilir. Erkeğin fizyolojik yapısı ve kudreti itibariyle  &#8220;Hamîlik&#8221; misyonu yüklendiği şeklinde açıklama yapılabilir. Kadının nahîf  yapısıyla korunmaya daha çok meyyal olduğu yorumu bile yapılabilir. Bir savaş  sonrası az erkek topluluğu karşısında çok kadının, farklı suiistimallere hedef  olmaması için geçici bir tedbir hikmeti taşıdığı ifa de edilebilir. Çocuğu  olmuyor diye bir kadını kapıya bırakmanın doğru olmadığı şeklinde ayrı bir izah  tarzı da getirilebilir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Bu durumda &#8220;Hak&#8221; kavramı gider &#8220;Vazife&#8221; ve  &#8220;Mürüvvet&#8221; kavramları gelir. Özellikle de &#8220;Adalet&#8221; mefhumu ısrarla &#8220;Ben  buradayım!&#8221; der. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Fakat bunlar hiç bir şekilde, ikinci eşi (hatta  tek eşi bile) cinsel tatmin aracı bir ihtiyaç objesi olarak değerlendirme  anlamına gelmez. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">&#8220;Öyle görmüyoruz ki!&#8221; diyenlere, &#8220;Cinsel  birliktelikte bulunmamak şartıyla ikinci evliliğe razı olur muydun?&#8221; sorusu  sorulabilir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Peygamberimizin, eşlerinden ayrı kalan bazı  tabiattaki kişilere, ruhsat olarak verdiği söylenen nikah akdi konusunu, hem bir  seferberlik ortamın da hem de, cariyelik müessesesinin işlerlik kazandığı kendi  tarihî şartları çerçevesinde değerlendirmek gerekir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Diğer bir sunî savunma mekanizması şudur:  Sokaklarda onla bunla, üçüyle beşiyle birden kırıştıranları hiç görmüyorsunuz? </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Aleyküm enfüseküm!..Önce merkezden, içten,  kendimizden, kendi insanımızdan, kendi evimizin önünden başlamalı değil miyiz?.. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Ve bu tarz savunmaları nefsin mırıltıları olarak  değerlendirmek zorundayız. Kişiler kendi nefis dünyalarına tercüman olmakta,  kendileri için uygun olanı seslendirmektedirler. İnsanın fikri neyse zikri de  odur derler. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Çay kahve ve sigara içmenin ihtiyaç olup  olmadığını tartışmaya açsak, tiryakiler ne düşünür acaba! </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Bu takdirde, lüks giyeceklere, pahalı kaliteli  yiyeceklere alışan bir insan için bu zevk ve lezzet türleri de birer ihtiyaç  sayılmalı dır. Yerken asıl ihtiyaç olan şey, bedenin, yaşamak için gıdasını  almasıdır. Bu dile lezzet veren baklava ile de olabilir, tarhana veya mercimek  çorbasıyla da olabilir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Cinsel tatmin yolunda, fanteziler, fantezi  denebilecek masraflar yapmak, üretmek ihtiyaç mıdır, nefsin, zevklerin lüks ve  israf dalgalarının arasında boğulması mı?.. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Bir de şu düşünülebilir. Yemek ihtiyaçtır.  Yiyecek bir şey bulunamadığında, açlıktan ölme tehlikesi baş gösterdiğinde, yani  zaruretlerin mahzurlu şeyleri zaruret miktarı mubah kılması hali ortaya  çıktığında, insan ölmeyecek kadar sözgelimi domuz eti yiyebilir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Ömrünüzde, açlıktan susuzluktan ölen insan  duymuşsunuzdur. Peki cinsel tatminsizlikten öleni hiç duydunuz mu?.. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Olsa olsa cinsel tatmin yolunda koşan insanlar  içinde ölüme mahkum olanları duymuşsunuzdur; AİDS gibi&#8230;Tabi kanla bebeklere  bile bulaşması söz konusu olabilmektedir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Pekala, insanın eşi adet günlerindeyken  kocasının, zaruret doğdu deyip başka kadına gitmesi tecviz edilebilir mi? </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Ya da cinsel ilişki yaşamadığı için biyolojik  olarak bir insanın hayatı tehlikeye girer mi?..Ölümle yüz yüze kalır mı? Yoksa  psikolojik bir ihtiyaçtan mı söz ediyoruz. Bu durumda hastalık kavramı yine  gündeme gelecektir&#8230; </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Cinsel tatminin, yeme içme gibi bir ihtiyaç  olmadığının, cinsel tatmin olmadan da yaşanabileceğinin bir diğer göstergesi de,  bu lûğ çağına gelinceye kadar çocukların durumuyla, belli yaştan sonra bu  aktivitelerden uzak geçen yaşlılık dönemleridir. Bir de ekstrem bir örnek olsa  da hadımlar!.. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Şayet cinselliği açlık gibi düşünen ve ölümle yüz  yüze kalacağını iddia eden insan varsa üç tavsiyemiz olabilir: Birincisi: &#8220;En ya  kın psikiyatriste müracaat ediniz!&#8221; İkincisi: &#8220;Rabbinizle aranızdaki münasebeti  ciddi olarak gözden geçiriniz&#8221;!.. Üçüncüsü: Diyecek sözümüz yoktur!&#8221;. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Cinsel tatmin zevki, iyi düşünülecek olursa  bedensel ağırlıklı bir olgudur. İnsan bedende yoğunlaştığı oranda bu duygu konu  sunda tutkusu ve ihtiyaç hatta hastalık derecesinde arzusu coşacaktır. Ruha  yapılan yolculuklarında yoğunlaştıkça, beden dünyasın dan uzaklaşan ve nurâniyet  kazanan insan, nurânî bir melek gibi cinsel duygulara uzak kalmış olacaktır.  Cinsel duygular, bedenselleşme ve nuranîleşme olaylarıyla orantılı olarak  güçlenir veya ihtiyaç olmaktan çıkabilir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Dünya hizmet yeridir lezzet yeri değildir.  Dünyasında hizmete hiç yer vermeyen, lezzetlerle donatan insan aslında  geleceğini riske atmaktadır. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Cinsel lezzet başlı başına bir ürün değildir. Bu  avans lezzet, gerçek evlat lezzetine vesile olabildiği oranda gerçek işlevine  uygun anlam kazanır. Ne var ki evlat olmadan da evlilikle meşrû kılınan bu  duygu, hiç olmazsa insana iki şey kazandırmalıdır: Birisi, ha ramlara karşı  eşlere koruyucu kal-kan misyonu üstlenmesi, diğeri de nezahet çerçevesinde  gerçekleşen birleşmeyle eşler arası sevgi ve muhabbetin artmasına vesile  olmasıdır. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Buraya kadar, inanan insanların bu konudaki  durumlarını irdelemeye çalıştığımız fark edilmiş olmalıdır. İnanç ve ibadetle  hiç bir ilişkisi olmayan insanlar için de bir şeyler ifade edebilir zannederiz.  Özellikle küçük yaşlarda ciddi travmalar yaşayan ve bir şekilde tacizlere maruz  kalan (ensest dahil) ve bazı cinsel alışkanlıklar edinip bundan vazgeçemeyen  insanlar, hem psikiyatrist yardımı almalılar hem de, ehil mürşitlerden ve  iffetli arkadaş çevresinden yardım almaya, ciddi bir kalp ve düşünce operasyonu  geçirerek, nefislerine ha kim olmaya çalışmalıdır. Allah&#8217;a ciddi yönelen insan,  ruhuna huzur, aklına güç, kalbine manevi heyecan geldiğini hisseder ve nefsine  hakim olmayı öğrenebilir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Hangi günah ne kadar büyük ve çok olursa olsun,  Allah&#8217;ın Rahmet ve Mağfireti yanında denizde köpük gibidir, ümit kesmek as la  doğru değildir </span></p>
<p><span style="color:#003399;">(4/48,116;39/53). Bu konuda ısrarcılık da çok  önemlidir. Günahlarda ısrar etmeme affedilmelerini sağlar, af dilemede israr ise  insanı kolay temizler. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">&#8220;Onlar, bollukta darlıkta Allah’a için harcarlar,  öfkelerini yutarlar ve insanları affederler&#8230;Kötülük (fuhşiyat) yaptıklarında  nefislerine zulmettiklerinde Allah’ı hatırlar günahlarına istiğfar ederler.  Günahları Allah’tan başka kim affedebilir. Ve onlar günahlarında bile bile ısrar  etmezler&#8221; (3/134-135). </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Cinsel açlığa karşı açlık aşkı ve namaz aşkı! </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Cinsel tatmin arzusunu kendisi için bir ihtiyaç  ve hastalık haline dönüştürmüş, özellikle bunu meşrû olmayan yollarla elde etme  ye alışmış insanlar kuşkusuz psikiyatrist tedavi alabilirler. Aslında  işleyeceğimiz iki konunun da, psikolojik etkilerinin olabileceğinden  bahsedilebilir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Genel anlamda her aşka ve özellikle cinsel  konulardaki tutkulara karşı önereceğimiz iki yöntemden birincisi açlıktır.  Açlığa aşık olmaktır İkinci-si de namazdır. Namaza aşık olmaktır. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Açlık göreceli bir kavram!..Ruh açlığı, cinsel  açlık, gözü aç, yoksul-aç insan gibi farklı bağlamlarda kullandığımız olur. Biz  hind fakirlerinde ya da ruhbanlıkta olduğu gibi veya ideolojik anlamda bir  açlıktan, yoksulluk edebiyatından söz edecek değiliz. Soyut olarak açlık  kavramının ruhla olan ilişkisinden ve özellikle de, nefisle olan göbek bağından  bahsetmek istiyoruz. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Nefsin cinsel arzularını dindirmede en etkili  antibiyotik gibi, çok kısa zamanda bütün bedensel duygularda etkisini ve zamanla  hakimiyetini gösterecek sırlı bir güce sahiptir açlık. Bir de bu, ibadet adına  oruç şeklinde icra edilirse, otomatik fren görevini yerine getirecektir. Açlık,  nefsin, ateş yerine açlıkla terbiye edilmesi sonucu, &#8220;Benim Rabbimsin!&#8221; diye  itiraf etme zorunda kalacağı güçlü bir pehlivan gibidir. Nefsi ancak açlık ciddi  olarak dize getirebilir. Çünkü insan, bir açlıkla bir de secde ile iki büklüm  hatta dört büklüm hale gele bilir!.. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Mal ve evlat, yeme içme ve özellikle de cinsellik  adına ruhumuzu saran dünyalıklar ve gaflet karşısında, az nefsinden yanmış  olanlar, açlık olgusunu yabana atmamalıdır. Açlığın kendi dünyalarında ne gibi  değişime yol açabileceğini ciddi olarak irdelemelidirler. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Meditasyon eğitiminde ruhî ve zihnî güç, bedenden  ve ilgili olduğu zevklerden uzaklaştırılmaya çalışılır. Bizim tefekkür dünyamız  hiç bir düşünce disiplininde olmadığı kadar derin, etkili, renkli ve çok  boyutludur. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Biz ibadet neşvesi içindeki &#8220;Açlık zevkini&#8221;,  nefsi, özellikle cinsel yöndeki zevklerin yerini alabilecek bir alternatif  olarak değerlen dirilmesini önerebiliriz. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Birinci adım: </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Bütün şehevât zevki yerine açlık zevki&#8230;(Ayette  geçen şehevat kavramı, nefsin arzuladığı her şeyi kapsamaktadır.3/14) </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Cinsel zevkler yerine özellikle açlık zevki!.. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">İkinci adım: </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Bütün şehevat ve cinsel zevkler yerine namaz  zevki!.. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Açlık ve namaz zevkleri, insan ruhunu sararsa  diğer zevk çeşitleri mekan bulma imkanı bulamayacaktır. Tersi de doğrudur:  Şehevat zevklerini alışkanlık haline getirmiş, zaafiyetlerini ihtiyaç olarak  kabullenmiş insanlar, açlığa da namaza da dayanamazlar!.. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">İnsan bir de ibadet niyetiyle aç dolaşıyorsa, iç  dünyasında farkında olmadan bir programın işlediğini, hissedişlerinde bir  farklılaşmanın başladığını hayretle fark edecektir. Aç mide boş görünse de ruh  için açılan bir manevra alanı gibidir. Ruhun derinlerden gelen sevinci, açlığa  bir lezzet kazandıracaktır, buna kesinlikle inanabilirsiniz. Bunu deneyebilir,  bir gün dolu mideyle bir gün de aç mideyle akşam ederek, iç dünyanızdaki ve  çevrenizle ilişkilerinizdeki farklılığı gözlemleyebilirsiniz. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Biyolojik olarak açlık, etkisini, ilk planda  midede, diğer deyişle; bel üstü ile bel altı arasında doğrudan hissettirir.  İçimizin kıyıldığını hissederiz. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Zihnimiz o bölgeye yoğunlaşır. Bu aynı zamanda,  geçici olarak şehvet ve maneviyatla ilgili duygularından soyutlanmış halimiz  olarak tezahür eder. Yani açlıktan midesi guruldayan, bedeni halsiz düşecek hale  gelmiş olan bir insana, zevk ve eğlence ya da ibadet ve manevi dersler adına  yapacağınız teklifler, bir tas çorba bir dilim ekmek kadar cazip gelmeyecek, en  azından öncelik hakkını elde edemeyecektir. Bu yüzden Peygamberimiz, iftar vakti  orucun hemen açılmasını istemiş ve sofranın hazır bulunduğu bir açlık durumunda,  vakit uygunsa, namazdan önce yemek yenmesini tavsiye etmiştir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Bu durumu şu şekilde de ifade edebiliriz: İnsan  ne kadar zevk ve eğlenceye ya da manevi tecrübelere alışmış olursa olsun netice  itibariyle, an gelecek midesinin şiddetli ve hayatî açlık isteğine mağlup  düşecektir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Gün boyu oruçla açlıklarına kıvam kazandıran  insanların, iftar öncesi koşuşturmaları ve bir mide seferberliğine girişmeleri  nasıl izah edilebilir? </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Sınıflarda ders görenlerin, eğitimdeki  askerlerin, fabrikalarda dairelerde bürolarda çalışanların, mahkumların vb.  durumda olanların, akşam iftarı değil, öğlen paydosunda, savaş alarmıyla silah  başı yapan asker gibi tabak başı yapmaları, midemizin, ha yatımızın baş rol  oyuncusu olduğunu göstermiş olmuyor mu? </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Açlığın, insanı böylesine cezbeden müthiş bir  çekim ve etki gücü bulunmaktadır. İşte bu açlık cazibesi, ön plana çıktığı ve  bünyemizde hakimiyet kurduğu her zaman diliminde, nefsimize cazib gelen pek çok  zevk türünün fonksiyonlarını da durdurmakta, yeme isteği bütün isteklerin önüne  geçip liste başı olmaktadır. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Başlığımıza ters düşecek bir tanımlama yapmak  zorundayız: Yeme aşkı bütün aşkları geride bırakmaktadır. Bu durumda Açlık değil  tokluk, aşka dönüşmüş oluyor. Oysa biz açlığı bir aşk olarak takdim etmeyi  düşünmekteydik!..Konuyu nasıl aydınlığa kavuşturabiliriz? </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Beşerî aşkın güzel ve tatlı yanları olduğu gibi  çirkin ve bela yönleri de yok değildir. Bazen haz bazen azab verir. Kimine  gülistan kimine de hâristan gelir. Vuslatıyla da hasretiyle de ciğer dağlar;  aşık her halükarda ağlar!.. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Midesi aç olan da, ruhu aç olan da aslında  ağlar!..Mide doyar insan zevklere dalarsa ruh aslında işte o zaman ağlar!.. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Açlık aşkı da, ayrılık ve hasret acısı çektirir  fakat günah adına insanın ruhunu, hüsrana götürebilecek bütün aşklardan bir  uzaklaşmadır bu!.. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">İnsan açlıktan yanar sonra karnı doyar sonra da  günah aşk ballarına banarsa, beden vuslatla zevklenirken kalbin acılarla  kıvranmasıdır bu! </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Açlık aşkı bir ışıkcıktır fakat insanı bir  taraftan nefsin bütün olumsuz arzularından soyutlar diğer taraftan da insan  ruhunun nurlar aleminde aydınlanmasına, Allah aşkıyla itminana ermesine sebep  olur. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Açlık aşkı, fani cinsel açlıkları ve zâil aşkları  bastırır. Bakî aşklara ulaştırır&#8230; </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Açlık aşkı, oburluğu durdurur, alışkanlıkları  susturur. Manevi duyguları coşturur, insanı meleklerle at başı koşturur. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Öyleyse açlık aşkının oluşmasında şu iki sebep ve  amaç çok önemlidir: Nefsi azdıracak bütün aşkları önlemek ve aşmak, Rahman’a  ulaştıracak bütün aşkların önünü açmak!.. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Açlık insanı öfkeli yapar düşüncesi bu tezimiz  açısından yanlış olarak değerlendirilebilir. Açlık sonucu öfkelenenler, aslında  açlığı bir dost, bir lezzet olarak hiç düşünmemiş, genellikle açlık deneyiminden  uzak yaşamış olan insanlardır denebilir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Hayatımızdaki başarısızlıkları, başarı yolunda  bir deneyim, ileri hamle için bir gerilim olarak görme konusu aklı başında her  in san tarafından savunulur. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Açlığa da bu bakış açısıyla bakmakta bir engel  yoktur. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Açlık aşkı hem ok hem de yay gibi fonksiyon  yapar. İnsan açlık sayesinde nefsiyle yay gibi gerilir, fakat kalbiyle ok gibi  hedefe kitlenir!.. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Açlık aslında acı verir. Fakat acı vermesi, nefse  ağır geldiği içinidir. Nefsin alışageldiği yeme içme, eğlenme ve cinsel haz  hissetme alışkanlıklarını önlediği ya da performansı düşürdüğü içindir. Her yeme  içme nefse enerji yükler ve onu hareket geçirerek o enerjiyi yakma, boşaltma ve  harcama isteğini vazgeçilmez bir ihtiyaç haline getirir. Nefsin ihtiyaç olarak  gördüğü şey ise, oburca yiyen ama farkında olmadan çatlayan balıklar gibi, haz  dalgaları arasında boğulmaktan, nefis hastalıkları içinde çırpınmaktan başka bir  şey değildir. Bu yönüyle açlık gerçek bir dalgakıran gibidir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Açlığın, insanın, kötülüklere yatkın bütün beden  bölgelerindeki kaslarının işlemesini yavaşlatması, ten iştahını kesmesi yönüyle  bile başlı başına büyük bir kazanç ve avantaj sayılabilir. Bu kadarı bile açlığa  aşık olma adına yeterli bir gerekçe olarak görülebilir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Açlık çok sadıktır, son derece vefalıdır ve  samimidir de!..Çünkü insana sadece kendisini düşündürür. Başkalarından  uzaklaştırır. İnsan doğrudan kendini obje yapar. Çok aç olduğumuz bir anda,  spora, eğlenceye veya herhangi bir uğraşa davet edildiğimizde, hemen açlığımızı  öne süreriz. Davet edildiğimiz şeyi erteler, kendimizi ön plana çıkarırız.  Çağırana değil, kendimize koşarız. Elimizde kaşık, tabak başında kendimizle baş  başa kalırız. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Bu durumda açlık bizim sigortamız olarak  görülebilir. Bizi bizde tutuyor, başkalarının uygun olmayan davetlerine karşı  isteksiz yapıyor, koruyucu bir kalkan ve zırh oluşturuyor. Beden mukassî oluyor,  iki dört büklüm kapanıyor, manevî gardını alıyor. Dıştan soyutlanıp içe  yolculuğa açılıyor. Aç mide bedeni güçsüz gibi gösterse de tersine, manevi  enerji yüklenmiş oluyor. Zahirî ve geçici güçsüzlüğü olsa da, bu, günahlara  karşı oluyor!.. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Tok insan asıl, arzular girdabında av olmaya açık  hale gelebiliyor. &#8220;Oh!&#8221; dedirtiyor, &#8220;Şimdi keyif zamanı!&#8221; hevesiyle arayışlara  giriyor; açlıktan gelebilecek bir lezzet kapısını kapatıp pek çok lezzetlere  yelken açmaya hazırlanıyor!..Bir açlıktan zevk almıyor bin zehirli lezzetten  zevk almaya açık hale geliyor. Sahici gerçek has lezzete sırtını dönüp, yalancı  sanal sahte lezzetlere yüzünü çeviriyor. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Öncelikle açlığı sevmeye çalışmak, onunla çok  yakın dost olmak gerekir. Zihin derinliklerinde açlık zevkiyle buluşmak, zaman  la da açlıktan zevk alır hale gelmek, bu zevki başka zevklerin yerine ikame  etmek gerekir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Motive edici kitaplar genellikle, içe dönük  konuşmalarda, stres meydana getiren, olumsuz düşünce ve mesajlardan uzak  kalınması, içtenlikle olumlu cümlelerle bilinçaltımıza mesaj gönderilmesi  tavsiye edilir. Uzmanlar yerinde bir tutumla, dengeli beslenme ve gerekli  gıdanın alınması tavsiyesin de bulunurlar. İnsana yararlı her güzel sözün  arkasında durulmalı kuşkusuz. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Ve nefsimizin de üzerimizde hakkı olduğunu, beden  emanetine gerekli ihtimamı göstermemiz gerektiğini de unutmamalıyız.  Peygamberimiz, her günü oruçla her geceyi sırf ibadetle geçirmek isteyen ve  eşiyle de ilgilenmeyen genç bir Sahabeyi, çağırarak konuşmuş, gecenin belli  vaktinde ibadet, Davut orucu ve eşinin ve nefsinin de hakkını vermesi konusunda  onu ikna etmiştir. Üstelik, dün ya çapında yapılacak çalımlı hayırlı hizmetlerin  en çaplı şekilde mükemmel yerine getirilmesi için, sağlıklı ve güçlü bir bedene,  her in sandan daha fazla ihtiyacımız olduğunu da göz ardı etmemeliyiz. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">En azından şöyle düşünebilmeliyiz: &#8220;Ya Rabbi  Süleyman Peygamberin mal konusunda dediği gibi (38/32) bedenimi, yeterince  yemeyi ve eşimi seviyorum, ama bunu, senin için yapıyorum!&#8221;.. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Biz konumuz itibariyle, zihninizde &#8220;Açlık  diyalogları&#8221; gerçekleştirmenizi, zihniniz kanalıyla midenizle söyleşmenizi  önerebiliriz. Onun tatlı gurultular halinde sunduğu melodi ziyafeti çağrısını,  hemen iştah kabartıcı yemelere bir davet olarak algılama yerine, bir an durup  üzerinde düşünmenizi ve bu hoş nağmeleri ruhunuza dinletmenizi salık veririz. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Mide çığlıkları bir açlık acısı şikayeti midir  yoksa, rahat bir nefes aldığı için mırıldandığı mutluluk besteleri mı? Şayet  sadece nefis ve nefis tentenesi ten adına insiyakî olarak yorum yapacaksanız,  durmayınız çanak çömlek başına!..Mide üstünde dil, lezzetleri almaya zaten  müptela ve müheyyâ! Mide altı da en pahalı ve lezzetli olanları bile o halde  atmaya hazır!..Mekanik bir sistem ve rutin işlemler!&#8230;Sıradanlaşmış eylemler ve  fabrikasyon ürünler!.. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Bu sebeple başkaları varsın &#8220;Açlıktan  bayılıyorum, açlığa dayanamıyorum!&#8221; diye söylensin dursun!..Siz ise &#8220;Ben  gerçekten aç lığa bayılıyorum! Onu çok seviyorum, ona aşığım!&#8221; deyin durun!.. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Tokluk insana çok şey kaybettirebilir, ama  kontrollü ve amaçlı açlık çok şey kazandırabilir&#8230;Kaybettirdiği bir kaç kilo  ise mevzu bahis olan, insanlar, fizikî görünüm adına, günümüzde kilolar  verebilmek için ne fedakarlıklara katlanıyorlar, hayatî riskleri bile göze  alıyorlar. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">İnsanlar genellikle tokluğu sevdikleri için  açlığı sevmeyi düşünmezler, bunu denemezler de!..Çünkü çoğunlukla tok olmak için  yeme içme savaşı içinde hayat geçirilir. Açlığı sevme fırsatı bile bulamazlar.  Ne var ki Rahmetiyle Rabbimiz bu yolu Ramazan orucuyla bize açmış,  Peygamberimiz, nafile oruçlarla buna teşvikçi olmuştur. Oruç açlığı gerçekten,  tokluk dönemlerimizde yaşayamadığımız derûnî-içsel duyguları bize yaşatır. Açlık  coşkusu hüzünlü simalarda desen desen tüllenir. Ramazanlarda küçük büyük, genç  yaşlı insanlarda gözlenen tatlı telaş, açlığa olan sevginin, aşkın bir  göstergesi sayılabilir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Açlığı sevme Ruh ürünlerini sevme demektir!..Yer  çekimi dolu mide fasit dairesini kırma demektir. Dolu mide ağırlık yapar,  sarkar, yer çekimine yardım eder, yere yakın zevklere, dünyaya, beden hayatına  bağlı ve bağımlı kılar. Ruh fabrikasını âtıl bırakır, yükselmesine, yüksek ve  yüce ürünler vermesine mani olur. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Açlığı sevmede Meleği sevme, ona aşık olma  vardır. Melek sadece Rahmanı zikreder, onu bilir; çünkü O&#8217;na yükselmesine mani  olacak beden-sel ağırlıkları yoktur; yeme içmesi cinselliği yoktur. Ama açlıktan  lezzet alma duygusu da yoktur. Bir duygusu vardır açlık sevenlerin ağızlarında  oluşan açlık kokusuna aşıktırlar. Onlara gül kokusu gibi gelir, aç mide, gül  ağız arar dururlar. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Açlığın kokusu meleği kendine aşık ediyor ve  koşturuyorsa, insan açlığa neden aşık olmasın ve meleğe koşar gibi açlığa  koşmasın!.. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Namaz aşkı: </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Açlık sever gibi, güzel koku sever gibi, eş sever  gibi namazı sevmek ve namaza aşık olmak!.. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Eş aşkı, gül kokulu hoş açlık aşkı ve secde  aşkı!.. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Meleğin çok sevdiği kokuyu Peygamberimiz de çok  severdi. Güzel koku aşkının, namaz aşkının ve eş aşkının beraber ele alındığı  mübarek sözünde bu inceliği fark etmek mümkündür. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Açlığın kendisini gerçek hüviyetiyle  hissettirdiği ilk ibadet şüphesiz oruç, sonra da namazdır. Namazla insan, bütün  açlıklara karşı bir perde çeker. İster biyolojik açlık olsun, isterse cinsel  açlık, mal mülk para, makam ve şöhret gibi nefsin hoşuna giden diğer açlıklar  olsun, namazla her gün beş kez bu açlıklar, manevi terapilerle tedavi edilmiş  olurlar. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Namaz aşkın, muhabbetin ve arzuların yüzlerini,  geçici ve elemli dünyadan, ebedi ve gerçek lezzetlerin bulunduğu alemlere  çevirir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">İnsan kendisini şöyle ölçebilir. Cinsel konular  söz konusu olunca içimde neler hissediyorum? Tavrım duruşum ne oluyor? Karnım aç  olduğun neler hissediyorum, yemekler önüme konunca davranışım ne oluyor. Bir de  namaz deyince ne hissediyorum, nasıl davranıyorum. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">İnsanın cinselliğe ve yemeğe içmeye karşı  hissettiği arzu, yöneliş, dayanılmaza tutku, namaza karşı hissedilmeye  başlanmışsa, insanın aşamayacağı hiç bir olumsuz duygu, düşünce ve dünya adına  engel yok demektir. Çünkü her şeyden önce nefis engelini aş maya başlamıştır. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Açlık aşkı, başta cinsellik olmak üzere nefis  açlıklarından ve arzularından insanı soyutlarken, namaz aşkı da insanın bütünma  nevi açlıklarını doyurmakta, onu ruhu bütün, psikolojisi arızasız bir insan  haline getirmektedir.<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;- </span></p>
<p><span style="color:#003399;">KUR&#8217;AN&#8217;DA ERKEK-KADIN ARASINDAKİ BAZI İLETİŞİM VE  İLİŞKİ PRENSİPLERİ (drmavi) </span></p>
<p><span style="color:#003399;">1-Erkek ve kadında, birbirinde ruhî huzur bulma  duygu ve düşüncesi, vazgeçilmez bir amaç olmalıdır. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Ayet, eş varlığındaki ana gerekçenin huzur bulma  olduğunu vurgular(7/189). </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Bu bedenî hiç bir tatmin vasıtasıyla elde  edilemeyecek kadar önemli ve değerli bir durumdur. Eşler kendilerini birer  psikolog olarak görmelidir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Kur&#8217;an eşlere adeta bu misyonu tavsiye  etmektedir. Evlenmede denklik çok önemli bir konudur. Fakat bu genellikle  servet, fiziki yapı, soy, kültür gibi konular çerçevesinde değerlendirilmiştir.  Kuşkusuz bu konular da önemlidir. Ne var ki bu konularda denk görülen nice  çiftler de evlilik konusunda ciddi problemler yaşayabilmektedir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Tarafların, birbirlerini kendilerinin vazgeçilmez  huzur kaynağı olarak görmeleri ve maddi zevklerin ihtiyaç haline getirilmesi  yeri ne, karşılıklı ruhsal ihtiyaçlarını giderdiklerini düşünmeleri konusunda  denklik sağlanması durumunda, söz konusu konulardaki uyumsuzlukların bile  giderilebileceği imkanı doğmuş olacaktır. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Bir ailedeki mutluluğun temel kriteri bu  olabilir. Yani Eşler veya çocuklar, işten veya okuldan evlerine gelmek için  heyecan duyuyor, içlerinde bir coşku hissediyorlarsa, evlerine mutluluklarına  yürüyorlar demektir. Birey, psikolojisi bozulduğu, huzuru kaçtığı için evinden  başka mekanlara kaçma-ya, uzaklaşmaya çalışılıyorsa, eşler birbirlerinin huzur  kaynağı olamamış, o evde mutluluk rüzgarları esmiyor demektir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Hiç kimse, bir fabrika kurarken, zarar etsin de  iflas edeyim veya kötü ürün elde edeyim diye kurmaz. Aile bundan az önemli  değildir. Aile bireyleri, evlerini, huzur üreten bir mutluluk merkezi olarak  düşünmeli, huzur gönüllüsü gibi çalışmalı ve bu hedeften asla vaz geçmemelidir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Eşler, iman ve nikah tazeleme yapar gibi, doğum  ve evlilik yıldönümü kutlar gibi, ama her gün en az bir kere mümkünse beş kere,  bu ahdü peymanlarını, manevi sözleşmelerini yenilemelidirler. Evlerinde namaza  kılanlar, bu konuda büyük avantaja sahiptirler. Çünkü bu dileklerini dua  ubudiyeti bereketi içinde, incelmiş duygularıyla ve topluca tekrarlayarak  yaparlar. Bu, grup terapisi yapar gibi bilinçaltlarını ve ruhlarını doğrudan  etkiler. Dil yoluyla dilden dökülen huzur dilekleri, bir şekilde o mekanı hatta  eşyaları bile etkiler ve insan üç beş ev eşyası içinde bile huzur alanı  oluşturmuş olur. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">İnsanın mahiyetinde, başkasına huzur verme, huzur  vererek mutlu olma gibi fıtrî bir duygu vardır. Kur&#8217;an bunu &#8220;îsâr&#8221; olarak ad  landırır(59/9). </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Bu duygu ego ile, cimrilikle, kin ve düşmanlıkla  köreltilmemişse; babalarda ailesine karşı, annelerde çocuklarına karşı, genel de  insanlara karşı somut biçimde gözlenir de&#8230;Esas îsâr kahramanları Mekke&#8217;den  hicret eden Muhacirlere kucak açan, sahip olduklarının yarısını paylaşma teklifi  yapan Ensar’dır. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Aile yuvasında bu duygunun alabildiğine  yaşatılması, çok güzel duyguların yerleşmesine ve olumsuz tutum ve davranışların  azalmasına kesin çözüm getirebilir. Aslında bu duygunun, sevgi ve saygının,  huzur ve mutluluğun oluşmasında en etkili birinci duygu olduğu bile  söylenebilir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Zira bu duygu güçlü çekimiyle, insanda fedakarlık  yapana karşı ciddi minnet duyma ve bağlanma gibi farklı güçlü bir duyguyu  harekete geçirir, aynı zamanda fedakarlıkla karşılık vermeyi netice verir. Bu  duygu annelerde daha yoğun görüldüğünden, aile huzurun da payları büyük olur. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Ruhlarda mehtap ve güneş doğduktan ömür boyu  sürecek huzur iklimi oluştuktan sonra, o hane cennetten bir köşe olur. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">2-Kadın ve erkekte, birbirine karşı sevgi ve  merhamet duygu ve düşüncesi, vazgeçilmez birer araç olmalıdır. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Ayet, eşler arasında ruh uyumunun, kaynaşma ve  huzur sağlamanın esas gerekçe olduğuna, sevgi ve şefkat duygusunun bu nu  sağlamada, korumada, arttırmada ve devam ettirmede güçlü birer tetikleyici duygu  olduğuna ya da ruhlara huzurun hakim olduğu yerde bu iki etkili duygunun kalıcı  olarak doğabileceğine işaret ediyor gibidir(30/21). </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Sevgi ve merhamet duygusal bir tepki olarak  kalabilir. Bedensel yön de etkili olabilir. Sözgelimi, insan bir güzele ilk  görüşte gönlünün aktığını aşık olduğunu, zamanla da sevdiğini söyler. Bir  özürlüyü ya da fakiri gören insanın içi merhamet duygusuyla acıyabilir. Ve bu  iki duygu insanı bazı davranışlara yönlendirir. Fakat bu geçici bir duygu  dalgalanması med-cezir olayı gibi gelip geçici olabilir ya da zamanla ilk günkü  etkisini kaybedebilir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Her iki ayette de geçen &#8220;Sükûn&#8221; kavramında ise  ruha mal olan, ruha işleyen, en zor şartlarda bile etkisini hissettiren, bütün  benliği saran ve kalıcı olan son derece güçlü bir duygu-huzur bulma söz  konusudur ki hem maddi hem de manevi ihtiyaçların sağlanmasındaki devamlılığı  gösterir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">&#8220;Sekîne&#8221;, ruhun derinliklerine kadar işleyen  bütün duyguları etkisi altına alan, bütün korku ve endişeleri gideren iç huzuru  demektir ki, savaş gibi, insanı son derece tedirgin edici bir ortamda bu  duygunun müminlerin kalbine verildiğinden bahsedilir (9/26,48/4). </span></p>
<p><span style="color:#003399;">&#8220;Mesken&#8221; kavramı, Kur&#8217;an&#8217;da aynı zamanda erkek ve  kadın cennetliklerin temiz mekanları olarak zikredilir(9/72). Ve, evlerimiz  huzur bulup dinlendiğimiz gecelerin(10/67) en koruyucu mekanlarıdır. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Aile, aslında topyekün bir hayatla mücadele  etmenin minyatür plandaki organizasyonudur. Bunun büyük çapta olanı hükümet  etmek, devleti idare etmektir. Ve milletlerin en çok ihtiyaçları olan ve  bekledikleri şey maddi manevi huzur içinde yaşamaktır. Bu sebeple ayetlerde  sıkça ele alınan; azgınlık, zulüm, fitne, fesat ve bozgunculuk toplum huzurunu  bozduğu için şiddetle reddedilmiş ve cezalar biçilmiştir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Aile ve devlet hayatında maddi manevi huzur ve  düzen temel amaç edinildiğinde, bu huzura ulaşmada iki besleyici ana duygu olan  sevgi ve merhamet duygularının da etkisiyle, insanların iç ve dış bütün  ihtiyaçlarının karşılanmış olacağı gibi, huzuru bozucu her davranış da  barınamayacaktır. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Sevgi ve aşk kavramları insanların günlük  hayatlarında, özellikle şarkı sözlerinde ve şiirlerde en çok sözü edilen  kavramların başında gelir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Çoğu tanımlamalar ve hissetmeler aslında, mecazî  aşk ve sevgi üzerine yapılmaktadır ve ışığın tanımlanması anlamına gelmektedir.  Sevgi ışık gibidir, insanın kalbini aydınlatır bir enerji oluşturur, fakat asıl  olan ışığın kaynağına ulaşmaktır ve o ışığı yararlı şekilde kullanması  bilmektir. Bilinçsizce yaklaşılan kimi ateşler ve ışıklar insana zarar da  verebilir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Beşerî her sevgi hakiki aşk ve sevgi olan Allah  sevgisi adına ve belli amaçlarla yaşanırsa, iki dünyada insana mutluluk sağlaya  bilir. Yoksa sevgi ışığının her an şeytanî ve nefsanî ateşe dönüşmesi ve insana  zarar vermesi muhtemeldir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">İki ayette bu inceliği yakalamak mümkündür.  Kalpler Allah ile tatmin olur, huzur bulur (13/28). Eşler birbiri için huzur  kaynağına dönüşmelidir. Sevgi merhamet gibi duygular bu huzuru paylaşma adına  işletilmelidir. Bu sebeple evlenmek üzere birbirlerine razı olan taraflar, yek  diğerine benim &#8220;Huzur arkadaşım!&#8221; nazarıyla bakmalı, kendini sevgisinin de  desteğiyle, eşiyle huzur bulacağı konusunda ikna etmelidir </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Yukarda ele aldığımız cinsellik konusu da burada  gerçek yerini bulmuş olmaktadır. Huzur üreten bir nesil yetiştirme hedefine  hizmet etmesi açısından cinsellik, eşler arası sevgi ve merhametin, dolayısıyla  huzurun yerleşmesi ve beslenmesine hizmet eder durumda olmalıdır. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">3-Cinsel arzu, yüksek amaç için verilmiş  peşin-avans ücret olarak görülmeli, tutkuya dönüştürülmemelidir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Kur&#8217;an, insanların bir tek ana nefis varlığından  geldiğini ifade eder. Adem&#8217;in topraktan bir protein macunu olarak şekillenmesin  den ve bu ana yapının bölünmesiyle Havva&#8217;nın yaratılmasından sonra da erkek ve  kadınların bu ikisinden üretilip kabileler olarak çoğaltıldığından söz eder  (4/1,7/189;16/72;49/13). </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Ayet: &#8220;Size kendinizden eşler yaratmış böylece  çoğalmanızı sağlamıştır&#8221;(42/11). </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Burdan anlaşılıyor ki model insanın oluşumu aslî  amaç, insanların çoğalması için cinsiyetin oluşumu ve cinsel arzu ise arizî  amaçtır. Fakat vekil de olsa bazen insan asil makamda iş görebilir. Ve elmas  aslı olan kömürü geride bırakabilir. Sadef atılır, oluşturdu ğu inci değerli  kalır. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Aynı şekilde bu asla kadının anlamsız, değersiz  ve yetersiz olduğu anlamına gelmez. Hiç Allah&#8217;ın, kendi yarattığı erkek ve kadın  arasında, haksızlık ve zulüm yaptığından söz edilebilir mi?..Aksine Cenabı Hak  erkek olmadan da kadının, evren çapında değerli bir misyon sahibi olabileceğini  Meryem, Hacer ve </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Asiye olaylarında göstermiştir. Kadın bir yönüyle  erkekler üstü bir varlıktır. Erkek olmadan erkek doğuran ve bütün kadınlardan  üstün tutulan (3/42) tek ana, Meryem Ana&#8217;dır&#8230; </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Üç kadın üç dinin kurucusu konumundadır. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Museviliğin oluşumunda Musa’yı yetiştiren  Firavun&#8217;un karısı Asiye baş kahraman durumundadır. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Kocası olmadan İsa&#8217;ya hamile kalan ve yeryüzünü  etkileyecek Hıristiyanlığın doğuşuna beşiklik yapan Hz.Meryem&#8217;dir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Hz.İbrahim&#8217;in oğlu İsmail ile beraber getirip  çöle bıraktığı Hacer anamız, İslam’ın ve Hz.Muhammed&#8217;in (S.A.V.) doğuşuna Mek  ke’yi hazırlayan ve bir medeniyete öncülük eden tek kadın örnektir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Kadını esas anlamsız ve değersiz kılan bilinçsiz  erkek olmuştur. Kabil bir tutku kurbanıdır. Bu tutkusuyla kadını, ruha huzur ve  ren ve sevgi üre ten konumundan indirmiş kendi bozuk ruh haline alet etmeye  çalışmış, sonucunda da kardeş katili olmuştur. Benzer tutum karşı cinsen de  gelmiştir. Züleyha </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Yusuf&#8217;u benzer obje durumunda görmüş,  ulaşamayınca da zindanla cezalandırmıştır. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Anlaşılıyor ki cinsel arzu yüksek hedefler için  bir vasıta olmaktan çıkarılıp amaç durumuna getirilince, ruhsal yapıda olduğu  kadar aile ve toplum yapısında da dengesizlikler ve bozulmalar ortaya  çıkmaktadır. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Eşler, nasıl helal yiyeceklerden lezzet alıyor;  başta besmele çekerek, sonda hamd ederek ve yerken tefekkürle nimetin anlam ve  değerini düşünüyorlarsa, cinsel konuya da benzer yaklaşım sergileyerek, bu  konuya anlam ve bereket kazandırabilir, niyetleriyle her lezzet halini ibadet  haline çevirebilirler. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Şehit olmak için çırpınan bir insan, şehit  olamasa bile niyetiyle elde edeceği sevaplar vardır. İyilik ve infak için  niyetlenen insan da niyetiyle sevaplar kazanabilir. Birlikteliği güzel nesil  elde etme adına gerçekleştirenler de niyetleriyle sürekli iyilik sevabı  kazanabilir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">4-Erkek ve kadın birbirlerini cinsel obje olarak  görmemeli, ruh güzelliği ve nezahet ön planda olmalıdır. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Sevgi aşk ve merhamet, evi huzur yuvasına  dönüştürecek ve cennet köşesi bu evde sevgi ve merhamet duygularıyla yoğrul muş  evlatlar yetiştirilecektir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Kadın, Allah&#8217;ın &#8220;Rahîm&#8221; isminden özel bir tecelli  olarak isim almış, çocuk yetiştireceği o yuva, &#8220;Ana Rahmi&#8221; olarak  vasıflandırılmıştır. Allah’ın ismiyle mühürlenen bu bölge yasak bölgedir ve bu  kapının, meşru şekilde, kadının eşinden başka hiç bir şekilde açılma sına izin  verilmemelidir. Rahim&#8217;in emaneti olan rahim, vefa içinde iyi korunmalı, emanete  ihanet edilmemeli, ancak evlilikle huzur yuvasına dönüştürülmelidir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Bu mührü kıran, erken ilişkiye izin veren batı  kültürü günümüzde bugün, sokakları dolduran anne babası belirsiz genç enerjik  yığınlarla uğraşmak zorunda kalmış adeta bireysel zevk özgürlüğü uğruna  başlarına bela sarmışlardır ve bu sadece bir başlangıç ol maktadır. Dini, malı,  canı, nefsi korumanın yanında nesli koruma Dinimizin temel beş ana  prensiplerinden biridir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Ana rahmi Allah&#8217;ın -deyim yerindeyse- &#8220;Sanat  Tuvali&#8221; gibidir. Alak süresinde belirtildiği gibi, rahim duvarında bir hücre  olarak yapışan embriyo aylarca, aşama aşama gelişme gösterecek, bir ressamın  usta fırçasından çıkan resimlerden öte, canıyla kanıyla mükemmel bir varlık olan  insanın yaratılmasına sahne olacaktır. Allah güzel isimleriyle sadece annede  tecelli etmektedir. Bu yönüyle anne melekten üstündür. &#8220;Melek anneciğim!&#8221; deyimi  bu durumda yetersiz bir anlatım olmaktadır. Çünkü melekler, anne olamazlar. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Eşinin ve çocuğunun yüzüne vuranlar, vurma riski  taşıyanlar şunu düşünmelidirler: İnsan Allah&#8217;ın sıfat ve isimlerini yansıtan  aynadır. Yüz aynası bunu yoğun şekilde yansıtır. Allah, Kudret sıfatının  tezahürü olarak erkeğin bileğine belli iyi amaçlar için güç vermiş tir. İnsanın  yüzüne de Basar isminin tecellisi olarak göz vermiştir. Elini yumruğunu kaldırıp  eşinin veya çocuğunun yüzüne vuran insan, Allah&#8217;a en büyük saygısızlığı yapmış,  O&#8217;nu it-ham etmiş olmaktadır. Allah&#8217;ın verdiği kudret özelliğini, yine onun  verdiğin basar özelliğini yok etmede kullanmaktadır. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Hanımların adet günleri dışındaki günlerinde,  rahim duvarında protein istiflenir depolanır, gelecek misafire hazırlık yapılır.  Şayet aşılanma olmazsa adet günlerinde bu hazırlıklar sökülüp atılır. Bu  rahatsızlık (2/222) günlerinde erkeğin eşine yaklaşmasına, diz kapağı göbek  arası ten temasına izin verilmemiştir. Bu aslında ciddi psikolojik bir konudur.  O haline rağmen eşini rahatsız eden insan şu mesajı vermiş olmaktadır: &#8220;Senin  rahatsızlık durumun beni ilgilendirmiyor, benim cinsel zaafım ve arzularım beni  ilgilendiriyor ve sen be nim için sadece bir cinsel objesin!&#8221;&#8230; </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Öte yandan, ruh fıtrî olarak yüce duygulardan;  asaletten, zerafetten, nezahetten, nezaketten, estetikten hoşlanır. Çünkü  Allah&#8217;ın insanda tecellî eden bütün sıfat ve isimleri nezihtir, mukaddestir,  latîftir&#8230;Bu, kadın ruhunda, Rahim isminin ana rahminde tecelli etmesi gibi,  daha bir başka yoğunlaşmıştır. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Bu itibarla, erkek, kadınca davranışlar  sergilemeden kadın ruhuna uygun bir tavır göstermelidir. Yani cinsel  davranışları ruhsal bütünlük içinde uygulamalıdırlar. Bedensel eylemlere ruhanî  boyutlar kazandırmalıdırlar. Konuyu ten boyutlarından, ruhanî estetik nezih  boyutlara taşımalıdırlar. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Kur&#8217;an ön hazırlıktan söz eder(2/223) Bunun ilk  yolu besmeledir, duadır, meşrû temas çeşitliliğidir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Sonra avret yerlerinin göz temasından uzak  tutulmasıdır. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Aynı zamanda mahremce fısıldanan özel kavramlar  yüce değerleri zedelememeli ve estetik güzellikten yoksun olmamalıdır. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Ayet, nefis arzusuna uyarak bir kısım çirkin  sözlerin açıkça söylenmesini Allah&#8217;ın sevmediğini belirtmektedir(4/148). </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Eşler, kendilerine helal olan eşleriyle  gerçekleştirdikleri münezzeh birlikteliği, nezih kelimelerle süslemeli ve  nezaheti bozucu davranış ve sözlerin bilinçaltına yerleşeceğini unutmamalıdır.  Ve bu olumsuz nefsanî bilinçaltı mesajlarının, zamanla iki tarafın ruhunu da  rahatsız edeceği ve olumsuz başka pencerelerin oluşumuna hatta nezahetsiz  taleplerin çimlenmesine yol açabileceği ihtimalini göz önünde  bulundurmalıdırlar. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Cennette kimse yoktu, Adem Havva yasağı delme  girişimiyle elbisesiz kaldıklarını fark edince hemen avret yerlerini örttüler.  Eşler arası bu gizemliliğin ruha kazandıracağı huzurlu mutluluğu fark edemeyen  kimi insanlar, hadislerin belirttiği gibi, açıkta ve pervazsızca uygulanan  münasebetleri tercih ederler. Ruh estetiğini de kaybederler. Bu tutumun  kazandıracağı psikolojik ruhanî hazları da! (Ayette erkeğin kadın için kadının  da erkek için bir elbise olarak nitelendirilmesi ilginçtir,2/187). </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Rahîm ismiyle mühürlenen ve mahremlenen ana rahmi  bölgesi, saygı ve merhamete en layık en saygın bir bölgedir. Ve bu sadece kişiye  özel kalmalıdır. Sağlık ve doğum gibi sebepler zorunlu hayatî gerekçeler  dışında, eş tarafından bile ihlal edilmemelidir. Bu bölge sanki sahibine  münhasır koruyucu bir sınır bölgesi gibidir. Nefse ait pek çok olumsuz duygu ve  düşünceleri zapt etmektedir. İhlali durumunda, bunların hücumu söz konusu  ola-bilir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Kendi eşini cinsel obje olarak değil, estetik bir  ruh güzeli olarak gören ve avret yerine bakamayan insan, öncelikle kendi eşinin  gözünde büyüyecek, saygı ve sevgi kazanacaktır. Eş kendine, fizik ötesi ruh  yapısına değer verildiğinin, ruhen sevildiğinin bilincine varacaktır. Bu arada  özel bir güven de oluşacaktır. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Bu tutum aynı zamanda başkalarına yönelme  isteğini de ortadan kaldırmış olacaktır. Bu, oruca benzer. İnsan evindeki helal  yemeğe ve helal eşine bile elini uzatamamaktadır. Haram olan yiyeceğe haram olan  ilişkiye nasıl el uzatabilir!..Kendi eşine hoyratça bak mayan ve yaklaşmayan bir  insan başka bedenlere nasıl bakar, nasıl yaklaşır!..Bunun tersi sonuç da şudur:  Başkalarının, canlı can sız, mahrem bölgelerine bakan ruhlarda, eşlerine karşı  ruhanî lezzet azalması, hatta bedensel isteksizlik doğabilir&#8230;Bu da haram  yollara kapı aralayabilir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Bu anlamda daha başlangıçta, eşe karşı gözlere  este-tik oruç tutturmak yararlı olur. (Araştırılırsa, insanın kendi avret  yerlerine bile, zorunlu olmadıkça, bakmasının bir kısım psikolojik yan  etkilerinin olduğu görülebilir; unutkanlık yapma, övünme, komplekse kapılma,  bazı duyguları tetikleme, vakarı ve ruhîestetiği kaybetme gibi&#8230;Psikoloji  uzmanlarının araştırması gereken bir konudur&#8230;). Bu tavsiye yadırganabilir.  Ancak, uygulayan yadırgamaz. Yadırgama ise uygulamadan olmaz!.. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">5-Kadın ve erkek, güzel geçimi sağlamak için  birbirlerinde hoşa giden davranışlara yoğunlaşmalıdır. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Ayet: &#8220;Eşlerinizle iyi geçinin!..Hoşa gitmeyen  bir durumları varsa, onda bile Allah&#8217;ın bir kısım hayırlar lütfedebileceğini  düşü nün!&#8221;(4/19). </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Bu ayet, ailede sevginin ve huzur ortamının  oluşması adına, eşler için son derece önemli bir bakış açısı kazandırmaktadır. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Kur&#8217;an çok ayette aslında daima güzel duygu,  düşünce söz ve davranış biçimlerinin benimsenmesi, kötü olanlarından uzak  durulması konusunda sürekli uyarı yapmaktadır. Bu ayet bu anlamda genel bir  çerçeve çizmekte ve ser-levha yapılması gereken bir ilke vermektedir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Benzer konuya Peygamberimiz de işaret etmekte,  &#8220;Eşlerinizde hoşunuza gitmeyen haller varsa, hoşunuza gidecek halleri de vardır&#8221;  demek suretiyle bakışımıza yön vermektedir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Psikolojik bur tutum şeklidir ki insan, kendi  kusurunun söylenmesi karşısında savunmaya geçer ve misliyle mukabele eder; yani  o da sizin bir kusurunuzu ifade eder. Böyle kusurlar çatışması içinde olumlu  güzel yönlerimiz de boğulur gider, görülmez olur. Bazen bir kusur pek çok güzel  duygu ve davranışın perdelenmesine sebebiyet verebilir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Özellikle gözü kör ettiği söylenen aşk uğruna  seven, sevdiğinin bir gamzesi uğruna pek çok hatasını görmezden geliverir. Ele  aldığımız yönleri ile, ebedî hayata yönelik dünyadaki Huzur Arkadaşlığı hatırına  insan, eşinin pek çok kusurunu örtebilir&#8230; </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Kur&#8217;an Nisa süresinin ilk sayfalarında aile  ilişkilerine oldukça geniş ve anlamlı yer vermiştir. Buna göre ahlaksızlık  dışında, eşler arasında örtülemeyecek hiç bir kusur yok gibidir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Şu ayet umarız eşlere ve aile bireylerine geniş  bir perspektif kazandırır: &#8220;Ey iman edenler! Eşlerinizden ve çocuklarınızdan  size düşman olanlar da vardır. Onlara karşı tedbirli olun. Fakat eğer affeder,  bağışlayıp hoş davranır ve kusurlarını örterseniz bilin ki Allah çok bağışlayan  ve merhamet edendir&#8221; (64/14). Ayet iyi halleri olan aile fertlerinden  bahsetmiyor, düşmanca davranış sergileyenler den ve onlara karşı takınılması  gereken davranış biçiminden bahsediyor ve tavsiyesini üç ayrı olumlu davranış  ifade eden kelimeyle güçlendiriyor. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">6-Erkek ve kadın birbirlerinin farklı yönlerini  olduğu gibi kabul etmeli ve ona uygun davranmalıdır. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Ayet: &#8220;Allah&#8217;ın birinizi diğerinden üstün kıldığı  yönlerini (kıskançlık, hırs ve düşmanlıkla) isteyip durmayın. Erkeklerin  kendileri ne göre kazanıp sahip oldukları yönleri vardır kadınların da  kendilerine göre kazanıp sahip oldukları yönleri vardır. Allah&#8217;ın fazlından  isteyin&#8230;&#8221;(4/32) </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Bu ayet de eşler ve aile bireyleri arasında denge  ve uyumun sağlanması adına çok önemli bir prensibe işaret etmektedir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Biyolojik farklılık tartışmasız kabul edilecek  bir farklılıktır. Önemli olan psikolojik farklılıkların iyi irdelenmesi, ruh  yapısının, kişilik ve karakterlerin iyi okunması ve bu yapıya uygun  davranılmasıdır. İçe dönük, dışa dönük, optimist, melankolik gibi kişilik  yapılarının fark edilmesi, bir kaç güzel söz veya dokunuş ya da bir ikram ve  hediye ile gönül alınmasının gerekliliği gibi konular vitrinleri dolduran pek  çok eserde işlenmektedir. Burada önemli olan eşlerin, ilk maddede işaret  ettiğimiz &#8220;Huzur arkadaşı&#8221; anlayışına kendini ikna etmesi, ruhuna kabul  ettirmesidir. Bu sevgi ve merhamet anlayışı ile hareket etmek isteyen insan,  zaten güzel davranış biçimlerini okuyarak, dinleyerek, görerek hatta düşünerek  belirleyebilecektir&#8230; </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Eşlerin, duygusal yapıları, kültürleri,  anlayışları, sosyal statüleri farklı olabilir. Eşler birbirlerine karşı bir  tutum ve davranış sergilerken, sadece kendilerini değil, eşlerini de ölçüye  koymaları, terazinin birer kefesinde tarttıktan sonra hayata geçirmelidirler.  Kur&#8217;an&#8217;dan verdiğimiz örneklerde iki </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Peygamberin de hanımlara karşı bu tarz yaklaşım  sergilediklerini görebiliriz. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Karşımızdaki insanın baskın yönlerine uygun  olarak sergilediğimiz her davranış aslında, onun da bize uyumlu olarak  davranması için bir yatırım sayılacak bize geri dönecektir. Bu duygusal planda  bir empati olarak tanımlanabilir. Hadiste belirtildiği gibi, insan kendisi için  istediğini başkası için de istemelidir. Başkası için bunu isteyebilmesi için  kendisini onun yerine koymalıdır. Dinimiz bunun pratiğini cemaatle saf  bağlatarak yanındakiyle omuz omuza getirerek yapmakta, oruçla aç bırakarak açın  halini anlamamızı sağlamaktadır. Savaş bittikten sonra, ölmek üzere olan üç-dört  insanın, kendilerini birbirlerinin yerine koyarak, suya o daha çok ihtiyaç  duymakta dır deyip, son yudumlarından feragat edip birbirlerine havale ettikleri  bilinen bir olaydır. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Özellikle erkek, eşine bakarken dördüncü maddede  ele almaya çalıştığımız yönleri göz önünde bulundurmalıdır. Eşini Allah&#8217;ın  isimlerinin farklı tecelli mekanı olarak değerlendiren ve onu bir Şefkat  kahramanı olarak değerlendirip, evlatlarını karnında taşıyıp bakması yönleriyle  takdir eden erkek eşini evinin huzur kaynağı olarak görüyor ve buna büyük katkı  sağlıyor demektir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Özellikle erkek, eşine bakarken dördüncü maddede  ele almaya çalıştığımız yönleri göz önünde bulundurmalıdır. Eşini Allah&#8217;ın  isimlerinin farklı tecelli mekanı olarak değerlendiren ve onu bir Şefkat  kahramanı olarak değerlendirip, evlatlarını karnında taşıyıp bakması yönleriyle  takdir eden erkek eşini evinin huzur kaynağı olarak görüyor ve buna büyük katkı  sağlıyor demektir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Kadın sadece bu Sanat Tuvali olması, evlat  taşıyıp dünyaya getiren ve yetiştiren bir Şefkat Kahramanı olarak görülmesi,  eşiyle birlikte hayatın her sıkıntısını paylaşması, evinini ve aile fertlerinin  ar ve namusunu korumadaki hassasiyeti ve toplum yapısını oluşturmadaki hatta  medeniyetler kurmadaki etkinliği yönleriyle ne kadar değer verilse azdır. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Bu ifadeler aynı zamanda erkeğin, eşini böyle  görüp değerlendirmesi adına bir tavsiye niteliğindedir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Kur&#8217;an&#8217;ın yaklaşımına bakılırsa yukarda  belirttiğimiz yönleriyle eş bilincine sahip olan erkek, bu anlayışla hareket  ederek, aile sinde huzur ortamını sağlamada, yerleştirip korumada ve  geliştirmede son derece etkili bir sorumlulukla karşı karşıyadır.. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Ciddi araştırılması gereken bir konu, aile içinde  erkeğin mi yoksa kadının mı, olumlu ya da olumsuz alışkanlıklar  kazandırılmasında etkili olduğudur. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Sevap ya da günah bir eyleme, eşler beraberce  yönelecekse; bunda erkeğin teklif ve ağırlığını koyması ve özendirmesi mi yoksa  kadının teklif ve ağırlığını koyması ve özendirmesi mi etkin olmaktadır. Cinsel  yaklaşımların hangi taraftan daha çok başlatıldığı da söz konusu edilebilir. Bu  husus psikolojik ve sosyolojik olarak, istatistikî verilerle somutlaştırılarak  ve güncelleştirilerek, akademik olarak ortaya konmalıdır. Öyle zannediyoruz ki  eşler bile bu konuyu kendi aralarında tartışıp belli sonuçlara ulaşabilirler&#8230; </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Bir ayette Allah&#8217;ın, erkeği, evde huzuru ikame  etme yolunda eşiyle iletişim kurmada ve yönlendirmede baş sorumlu olarak gör  düğü anlaşılmak tadır (4/34). </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Bu ayeti farklı yorumlayanlar, erkeğe, kadın  üzerinde bir ayrıcalık, üstünlük ve dilediği gibi terbiye etme adına müdahalede  bulunma selahiyetinin verildiği yolunda yorumlarda bulunabilirler. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Oysa şu husus gözden kaçmaktadır: Burada huzur  sağlamada, aktif misyon yükleme adına ilk muhatap olduğu için erkeğe bu yönde  bir uyarı yapılmaktadır. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Kadına böyle bir sorumluluk yükleme adına uyarı  yapma ihtiyacı prensip olarak olmayabilir. Çünkü kadın nahîf, duygusal, verici,  sevgi ve şefkat dolu kalbiyle, adeta bir hamur ve macun gibi, şekil almaya  elverişli , zaten huzurlu bir aile ortamı istemeye meyilli ve hazır durumdadır.  Bir kadına, &#8220;Evladını sev!&#8221; deme tavsiyesi ne kadar yersizdir!..&#8221;Sıcak ve  güvenli bir aile ortamında huzur içinde çocuklarını yetiştirmek ister misin?  &#8220;sorusu ne kadar abestir! </span></p>
<p><span style="color:#003399;">&#8220;Eşinle uyumlu ol, güç ve kuvvetiyle işlerde  çalışmasına, iyi yolda harcamasına saygı duy, namusunu ve malını koru!&#8221;  şeklindeki telkinler de bir o kadar yersiz olacaktır!&#8230;Bu, yine aynı ayetin  ifadesiyle , kadın için zaten bir &#8220;Saliha&#8221; lık ve uyumluluk anlamına gelmektedir  ki bu, Saliha kadının, eşinin kurmaya çalıştığı aile huzurunu bozucu bir  başkaldırıdan uzak olduğu anlamına gelmektedir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Fakat bir erkeğe aynı soruların sorulması ve  tavsiyelerin yapılmasının gerekli olup olmadığı konusunda en azından düşünmemiz  gerekecektir. Günümüz ailelerinin, erkek evlada bakışı, ya da erkeğin kendine ve  kadına bakışı, farklı kültürel bölgeler ve anlayışlar da hesaba katılarak  irdelenirse, diyebiliriz ki bu gibi uyarıların erkeğe yapılması şart olmaktadır.  Kocalık ve babalık görevlerini yapma yan, başka ilişkiler peşinde koşan erkekler  için maalesef bu gibi soruları yöneltmek istemiyoruz!&#8230; </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Erkek çocuklarımızı yetiştirirken, delikanlılık  çağlarında, evlenme yaşına geldiklerinde hatta yuva kurduklarında yeterli  evlilik bilinci verildiği ve eşler arası iletişim becerisi kazandırıldığı pek  söylenemez. Sözgelimi burada sıralamaya çalıştığımız maddelerin, Kur&#8217;an ve  Sünnet bütünlüğü içinde bir felsefesi yapılarak, özlü fikirler olarak kaç evli  gencimize kazandırmışız; bir evlilik bakış açısı oluş turmuşuz, zihnî rüşt  yapısı sağlamışızdır. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Öncelikle kendimiz bu konuda yeterince donanıma  sahip miyiz?.. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Ekonomik şartların ön planda tutulduğu ya da  fiziksel ve beşerî duyguların yoğun baskısıyla yapılan evlilikler, zamanın acıma  sız paletleri altında maalesef ezilme, ilk günlerdeki orijinalliğini ve gücünü  kaybetme riski taşımaktadır. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Evlilik müessesesi bir hükümet kurmaktan, toplum  oluşturmaktan ve devlet yönetmekten az önemli olmasa gerektir. Yönetim hangi  çapta olursa olsun bir beyin, beceri ve bilgi meselesidir. Kalp aydınlığı da  buna ışık tutup yön göstermek için gereklidir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">7-Kadın ve erkek birbirlerini örten bir  elbise-örtü gibi olduklarını düşünmeli ve daima sulh yolunu seçmelidir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Ayet: &#8220;Oruç gecesi eşlerinize yaklaşmanız size  helal kılındı. Kadınlar sizin için bir elbise siz de onlar için bir elbisesiniz.  Allah nefsinize güvenemeyeceğinizi bildiği için, sizi affetti, yaklaşmaya izin  verdi. Eşlerinize (mübaşeretle) yaklaşın ve Allah&#8217;ın sizin için yazdığı şeyi  isteyin!&#8221; </span></p>
<p><span style="color:#003399;">(2/187). </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Ayet: &#8220;Geçimsizlik halinde eşler arasında sulh  daha hayırlıdır. Nefislerde kıskançlık hazır durumdadır. İyi davranır Allah&#8217;dan  korkarsanız, Allah yaptıklarınızdan haberdardır&#8221; (4/128) </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Yazır&#8217;a göre ilk ayette bir açık istiare vardır  ve eşlerin elbise gibi birbirlerine yakın olmalarını, sarılmalarını ifade eder.  İkinci olarak da, birbirlerinin ayıplarını örtmelerini, namuslarını muhafaza  etmelerini ve günahlardan korunmalarını anlatır (age.,2/14). </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Bu ayet, yaratılışta bulunan cinsellik  duygusunun, insanı zorlamasını anlatması açısından çarpıcı bir anlatım  göstermektedir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Konunun normal seyri şöyle olmalıydı: Oruç tutan  bir insan, gün boyu helal yiyeceklerden olduğu gibi helali olan eşinden de uzak  kalmıştır. Ruh açlık çektiğinden, bedenî duygularda bir uzaklaşma, arınma,  durulma hatta iştahsızlık hasıl olmalıdır. Buna karşı ruhta derinleşme, kalpte  incelik kazanma, yüce duygularla meşbu olma görülmelidir. Beden dairesinden  çıkıp ruh ve kalbin hayat derecelerine tırmanan bir insanın, böyle gün boyu  yaşadığı bir tecrübeden sonra, beden zevkini düşünmemesi gerekirdi. Böyle bir  duygu dönüşümü hayıfla karşılanmalı, ayıplanmalı hatta azarlanmalıydı..Mukarrabinden  sayılan yüce insanların akıllarından geçen dünyalık karşısında şefkat  tokatlarından bahsedildiği yerde, oruç sonrası cinselliğin düşünülmesi  cezalandırılmalıydı belki de&#8230; </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Fakat ayet öncelikle bütün müminleri kapsayan  objektif bir yaklaşım gösteriyor. Her insanın durumuna tercüman oluyor. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Öte yandan, insanın yapısındaki nefis  isteklerinin doğallığına, kaçınılmazlığına dikkat çekiyor. Hatta nefsin bu  yöndeki baskısına karşı güven olmadığına, insanın ciddi zorlanabileceğine parmak  basıyor. Bu, insan nefsini okuma ve bir duygu durum raporu verme olarak  değerlendirilebilir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Ardından da ayet, bu yaklaşma izninin, bir  gerekçe bir de amaç doğrultusunda verilmiş olduğu mesajını iletiyor. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Gerekçe, ilk maddelerde işaret ettiğimiz gibi,  eşlerin birbirinde sükûna ermeleri, huzur bulmaları, aralarında sevgi ve  merhametin ve güzel bir iletişimin oluşması ve de günah, kusur ve olumsuz  davranışlara karşı kalkan olmaları şeklinde yorumlayabileceğimiz, birbirine örtü  olma benzetmesiyle belirtilmiş oluyor. Genel, doğrudan ve en basit ifade  şekliyle eşler, günah sayılan her türlü cinsel davranışlara karşı, kendilerini  birbirleriyle &#8220;Cinsel Sigorta&#8221; ve teminat altına almış olmaktadır. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Soyut lezzet için eşlerin bir araya gelmesini  Kur&#8217;an ve Sünnet ayıplamaz, teşvik de hissedilebilir. Ne var ki yukarda temas  ettiğimiz gibi Kur&#8217;anî incelik içinde, ön hazırlıklara dikkat çeker ve nezahetli  davranışlar sergilenmesi gereğini hissettirir. Ayrıca, adetlerin ibadet olması  ve niyetin amele an lam kazandırması gerçeğinden hareketle, bu beşerî eyleme de,  bir gerekçe bir de amaç yükleme mantığını ruhlarımıza hissettirmektedir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Amaç olarak da ayetin devamında, bu yaklaşma  sonucu Allah&#8217;ın yazdığı şeyin istenmesi tavsiye edilmektedir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Allah&#8217;ın, istememizi istediği yazdığı şey ne  olabilir? Yazır&#8217;ın dediği gibi bu, nesil isteme midir? Kaderin bizim ve neslimiz  hakkın da yazdıkların da hayır istemek midir? Yoksa nefsin hissesini istemesi  midir? Nefsin, hakkı ve payı gibi görülen ve avans olarak verilen takdir edilmiş  peşin lezzet ücreti midir? Ya da Allah’tan, kendisi için yazdığını belirttiği  &#8220;Rahmet!&#8221;i istemek midir?(6/12,54), Kalplerimize iman yazmasını istemek midir?  (58/22). </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Bu isteme, eşlerin birbirlerine karşı duydukları  sevgi ve rahmetle oluşan huzur arkadaşlıklarının bozulmaması, aynı örtü altın da  mutluluk içinde ki durumlarının, dünya hayatında hep devam etmesinin; aynı  zamanda, ebedî huzur evleri olacak cennette de devam etmesinin yazılmasını  istemeleri şeklinde de anlaşılabilir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Hangi yazma ve isteme olursa olsun sonuçta, duygu  yoğunluğu içindeki insan psikolojisinin, bu tarz iç niyet gerekçe ve amaç  belirlemesinin zor olduğu ilişki durumlarında bile, eşlerin Allah ile  bağlantılarının koparılmaması yolunda vazgeçilmez bir tavsiye ile karşı karşıya  bulunmaktayız. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Peygamber Efendimizin, ilk vahyi alıp heyecan  içinde gelerek, sevgili eşleri Hatice Annemize sokulması &#8220;Beni örtün!&#8221; demesi  konumuza ayrı bir güzellik ve anlam katmaktadır. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Ayet, aynı elbise ve örtüyü paylaşma adına  eşlere, hayatın her zorluğuna el birliği yaparak karşı koyma, mücadele etme,  birbirine destek olma ve aralarında çıkabilecek problemleri çözümlemede ortak  noktada buluşma dersini de veriyor gibidir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Sulh, iki tarafın mağlubiyet ve mahkumiyet hissi  yaşamadan, memnun kalacakları ortak bir çizgide buluşmasının adıdır. Ayet  özellikle kıskançlık gibi -ki kin ve düşmanlığın ana kaynağıdır- duygularla bu  dengenin bozulmaması gerektiğine dikkat çekiliyor. Aksi takdirde bu sulh değil,  kazanan kaybeden, galip- mağlup savaşına dönüşecek, bunun sonucu da, huzurun  sevgi ve merhametin kaybolması anlamına gelen geçimsizlik baş gösterecektir.  Kur&#8217;an, geçimsizlik durumunda, taraflara hakem tayin etmelerini önermekte, çö  züm arayışına teşvik etmektedir (4/35).<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211; </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Kur&#8217;an&#8217;da erkek-kadın iletişimi-ilişkisi (drmavi) </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Hz.MUSA VE Hz.ŞUAYB&#8217;IN KIZLARI </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Kur&#8217;an&#8217;da farklı dersler verecek şekilde ele  alınan bu iki kıssayı, mümkünse önce bir tefsirden, olmazsa mealden okunmasını  tavsiye ederiz. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Hz.Musa, gençlik çağına geldiğinde saraydan  çıkmıştı. İsrail oğullarından birisiyle Firavunun askerinin kavga ettiğini  görmüş ve yardıma koşmuştu. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Maksadını aşan bir yumrukla o kişiyi öldürünce,  Firavunun askerlerinden kaçmak zorunda kalmış, Mısır&#8217;dançı kıp Medyen&#8217;e  Hz.Şuayb&#8217;ın yanına gelmişti (28/14 </span></p>
<p><span style="color:#003399;">-22). </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Medyen&#8217;e gelen Hz.Musa suyun başına gitti.  İnsanlar hayvanlarını suluyorlardı. Bu arada gözü arka planda iki kadına  takıldı. Bunlar, suyun başı erkeklerle dolu ve kalabalık olduğu için  yaklaşamıyorlar, hayvanlarını zapt etmeye çalışıyorlardı. Hz.Musa, dertlerinin  ne olduğunu sordu. Kadınlar hayvanlarını sulayabilmek için, çobanların  çekilmesini beklediklerini, bu iş için babalarının da yaşlı olduğunu söylediler  (28/23). </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Hz.Musa, Firavunun sarayında eşi Asiye tarafından  büyütülmüş, onun elinden saray terbiyesi almıştı. Bu doğal olarak insanlar la,  bu arada saraydaki bayanlarla iletişim kurmayı öğrenmiş olduğunu gösterir.  Tedirgin ve çekingen tavırlarıyla fark ettiği iki kadına ilk tepkisi,  sorunlarını öğrenme isteği şeklinde olmuştu. Güven veren bir ses tonu ve beden  dili kullanmış olacak ki, kızlar, daha önceden tanıdıkları anlaşılan çobanların  yanına gitmedikleri halde, ilk kez gördükleri, yabancı bir erkekle konuşmuşlar,  problemlerinin ne olduğu nu söylemişlerdir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">İki kadın öncelikle, Peygamber terbiyesi almış,  hayatın meşakkatini üstlenmiş, geçimleri için koyunlarla ilgilenen fakat hayalı  iki genç kızdır. Erkeklerin bulunduğu suyun başına sokulmamakta, sanki fitne  unsuru olmak istememektedirler. Hz.Musa da Mısır&#8217;da muhtemelen böyle çekingen  davranan kadın görmemiş olacak ki, dikkatini çekmiş dertlerini sormuştu.  Kadınlar ilk görüşte Peygamber kızı olmanın verdiği ferasetle, Hz.Musa&#8217;nın  görünüşünden güven okumuş, iyi bir izlenim edinmiş olacaklar ki, çobanlar  sebebiyle suya gidemediklerini söylemişler, babalarının yaşlı olduğunu  belirtmekle de adeta, bizim bir yardımcıya ihtiyacımız var imasında  bulunmuşlardı. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Musa bunun üzerine onların hayvanlarını suladı,  sonra da bir gölgeye çekilerek, &#8220;Rabbim göndereceğin hayırlı bir yardıma  muhtacım&#8221; diye dua etti. O sırada da yardım ettiği iki kadından birisi utana  utana yürüyerek yanına geldi ve &#8220;Babam, hayvanlarımızı su lamanın ücretini  ödemek için seni çağırıyor&#8221; dedi. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Musa başından geçeni Şuayb&#8217;a anlatınca, &#8220;Korkma,  o zalim kavimden kurtuldun&#8221; de di (28/24-25). </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Burda Hz.Musa&#8217;nın insaniyet namına iyi niyetle  yardım ettiği kadınlardan hemen uzaklaşıp oturduğu anlaşılıyor. Aynı zamanda  kadınların da babalarına gidip, hem ahlaki yönüyle hem nezaketiyle hem de  işbilirliğiyle dikkatlerini çeken Musa&#8217;yı babalarına anlatıp onun dikkatini  çektikleri anlaşılıyor. Ayette kadının haya ile utanarak geldiğine dikkat  çekilmektedir. Aynı zamanda o ailenin hak bilir, kadirşinas, emeğe saygılı,  iyilik sever bir aile olduğu, </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Musa&#8217;nın da derdini paylaştıkları göze çarpıyor. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Kadınlardan biri, &#8220;Babacığım, onu ücretle tut.  Çünkü o ücretle istihdam edilebilecek en hayırlı kişi, güçlü ve güvenilir olan  kişidir&#8221;. Sonra Şuayb da 8 veya 10 yıl çalışmasını istemiş, kızlarından birini  vermek isteğini dile getirerek, kendisinin de iyi insan olduğunu belirtmiştir  (28/26-27) </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Dikkat edilirse iletişim baştan beri tamamen  güven, dürüstlük ve iyilik üzerinde yoğunlaşmaktadır. Özellikle kadının Hz.Musa  hakkındaki, güvenilir ve güçlü olanların en hayırlısı şeklindeki tanımlaması  konumuzun nirengi noktasını oluşturmaktadır. Bu iki özellik kalp-kafa dengesini,  ruh-beden birlikteliğini ve iç- dış bütünlüğünü hatırlatmaktadır Ardından da  Hz.Şuayb&#8217;ın onu damat olarak görmek istemesi oluşan bu güvenin onaylanması  demektir. Aile, güven ve iyilik üzerine kurulmuş bir ailedir ve böyle yeni ve  güçlü bir çınar ailenin çekirdeği atılmış olmaktadır. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Bu kıssadan yola çıkarak, erkek kadın  iletişiminde şu temel özelliklerin bulunması gerektiği fikrine ulaşabiliriz: </span></p>
<p><span style="color:#003399;">1-Güven, samimiyet ve iyi niyet </span></p>
<p><span style="color:#003399;">2-Nezaket, centilmenlik, uygun davranışlar  sergilemek </span></p>
<p><span style="color:#003399;">2-Yardım etmek, iyilik yapmayı planlamak </span></p>
<p><span style="color:#003399;">3-Güçlü ve becerikli olmaktır ki günümüzde bu,  bilgi, beceri, meslek, kariyer ve ekonomik güç olarak yorumlanabilir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">4-Güven duygusunu, yardım etme niyetini ve sahip  olduğu bilgi ve becerisini mutlaka göstermek ve kanıtlamak </span></p>
<p><span style="color:#003399;">5-Fedakarlık yapmak. Hz.Musa, her insanın kolay  kolay kabullenemeyeceği 8-10 yıllık bir hizmet süresini gönülden kabullenmiştir.  Hiç bir damat adayı, herhalde kız istemeye gidince, &#8220;10 yıl işlerimde bana  hizmet et kızımı vereyim&#8221; teklifini kabul etmez&#8230; </span></p>
<p><span style="color:#003399;">6-Konunun aileyle paylaşılması. Hz.Şuayb&#8217;ın  kızları gelip Musa hakkında babalarına bilgi vermiş, fikirlerini söyleyip  çalışmasını teklif etmesini istemişlerdir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Bu özellikler, iletişimlerde ve evlilik hayatında  denge, ölçü ve sonucunda mutluluk için, uygulanması yararlı olacak prensipler  dendir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Bu olayda, saraydan çıkmış eğitimli bir gencin,  istemeden bir ölüm olayına karışmasından ve zalim Firavun askerlerinden kaçarak  yabancı bir ortama gelmesinden sonra, genç iki kızla (ki Kur&#8217;an kadın demekle,  Peygamber terbiyesiyle kazandıkları olgun hanımlık tavırlarını vurgulamaktadır)  ger- çekleşen seviyeli, güzel amaçlı iletişiminden ve örnek davranışlardan söz  edilmektedir. Hz.Musa Şuayb Peygamberin kızlarından biriyle evlenmiştir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Birbiriyle tanışma, çıkma ve flört denilen ilişki  biçiminde şayet taraflar arasında bu temel insanî, zarurî ve ahlakî iletişim  nitelikleri sağlanamamışsa, hissedilmiyorsa ve somut olarak gözlemlenemiyorsa,  bu tür ilişkiler ciddi anlamda gözden geçirilmeli, duygu seli ne kapılıp  bilinçsizce hareket edil memeli, doğacak olumsuzluklar göz önünde  bulundurulmalıdır. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-<br />
Hz.YUSUF ve ZÜLEYHA </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Yusuf Peygamberin kıssası, bir tefsirden, hiç  olmazsa mealden okunursa daha yararlı olur (Yusuf süresi). </span></p>
<p><span style="color:#003399;">23.ayette, özlü olarak olay ele alınıyor </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Kadının hissettikleri muhtemelen tamamen  cinsellik ürünü değildi, Mısır kadınlarının ifadesiyle (12/30) aşk ateşiyle  yanıp tutuşmuştu. Arzusu kalbine kadar işlemiş, vazgeçilmez bir tutkuya  dönüşmüştü. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Kadın aynı zamanda son derece zeki ve bir devlet  adamı gibi anında tedbirler üreten bir yeteneğe sahiptir. Yusuf&#8217;a hamle yaparak  gömleğini arkadan yırttığında karşısına çıkanları etkilemek istemesi ve Yusuf&#8217;a  ceza olarak hapsi önermesi, kadınların ellerine bıçak tutuşturması gibi olaylar  bunu gösterir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Kadının şiddetli duygu patlamaları yaşadığını ve  gönül yangınının artık önlenemez hale geldiğini, her şeyi göze alarak Yusuf&#8221;u  odasına kapatmaya karar vermesinden kolaylıkla anlayabiliriz. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Kadının Yusuf&#8221;un nefsinden ciddi talebi vardır,  ondan da kendinde bulunan arzunun uyanmasını istemektedir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Olay kadının evinde, hatta odasında  gerçekleşmektedir,Yusuf o evin kölesi durumundadır. Köleler istenilen her yer ve  zaman da bulunmak ve her isteneni harfiyyen yapmak zorundadırlar. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Kadının kocası da iktidarsız olabilir veya  çocukları yoktu. Çünkü Yusuf&#8217;u ilk getirdiğinde evlat ediniriz demişti(12/21). </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Kadının böyle bir talepte bulunmasının temel  sebeplerinden birisi kuşkusuz Yusuf&#8217;un cazibesidir. Kadın kendi elinde büyüttüğü  delikanlıdaki fiziksel gelişmenin ve güzelleşmenin farkındadır. Bu yeterliliğin,  kadının arzusunu gerçekleştirmeye yetecek durumda olduğu inancına varmış olacak  ki, belki de ilk kez böyle bir hamle yapmaya karar vermiştir. Yusuf&#8217;un davet  karşısındaki ciddi tepkisi, neyin ne olduğunu bilecek yaşta ve fiziki anlayış  durumunda olduğunu gösterir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Zeki bir kadın olan Züleyha, olgunlaşmamış bir  nefisten nefsani talepte bulunması uygun düşmez. Nefsi uyanmamış bir çocuk  karşısında bunca zahmetlere girmesi, saldırması ardından da suçluluk duygusuyla  kendini savunması ve suçu ona atmaya çalışması da olaya el koyan kapıdaki iki  kişinin gömlek olayına girmeleri de anlaşılır olmaz. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Mısırlı kadınlar da aynı cazibeye kapılmış ve onu  birden görünce akılları başlarından gitmiş ve yaşadıkları şok şaşkınlık içine,  ellerindeki bıçaklarla meyve yerine ellerini kesmişler ve &#8220;Bu insan olamaz ancak  kerim bir melektir!&#8221; demişlerdi. Burada da cinsel bir duygudan ziyade, kalbin  akması ve meyletmesi konusu işlenmektedir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Kadınlar Yusuf&#8217;u ilk kez gördüklerine göre,  Zeliha Yusuf&#8217;u ciddi bir şekilde kıskanıyor, sahipleniyor, sadece kendine özgü  kalmasını istiyor ve kimseye göstermiyordu. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Yusuf&#8217;un, kadının zaman içinde kendisine  gösterdiği ilginin ve yakınlığın farkına varmaması da düşünülemez. Yusuf&#8217;un,  neler hissettiğini bilmemiz mümkün görülmese de, kadının belki de tek taraflı  olduğu söylenebilecek duygularına karşılık vermediğini ve ver meyi de  düşünmediğini, Züleyha odasında yapılan teklif ve sonrasında hasımca tavır  sergilenmesi ve Kur&#8217;an&#8217;da görüldüğü kadarıyla Yusuf&#8217;un uzun yıllar zindanda  kaderiyle baş başa bırakılması gibi ipuçlarından anlamak olasıdır. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Bunlardan öyle anlaşılıyor ki, Yusuf&#8217;a karşı  duyulan duygular, kalbî sevgi duygularından tamamen soyutlanmış, sadece cinsel  arzulardan oluşan duygular değildi. Kadınların, Yusuf&#8217;un sadece yüzünü görmekle  kendilerinden geçmesi, Yusuf&#8217;u sürekli gören Züleyha&#8217;nın duygularını anlamada  bir ölçü olabilir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Yusuf&#8217;un simasında yansıyan cemalî vasıf,  Züleyha&#8217;nın adeta aklını başından almış, kalbine işlemiş, varlığının vazgeçilmez  bir parçası hali- ne gelmişti ki, onsuz olamayacağı noktasına ulaşmış ve onu  elde etmenin baş ka bir yolu olmadığından, olayı odasına taşımıştı&#8230; </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Züleyha odasında olay şöyle gerçekleşiyor: </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Kapılar kitleniyor. &#8220;Kapıların kitlenmesi&#8221;  kadındaki azim ve kararlılığı, tutkusunu gerçekleştirmedeki gözü dönmüşlüğü  anlattığı gibi, tedbir adına da planlamadaki hassasiyetini göstermektedir. Bu,  kadının, statüsü adına ve evli bir kadın olması durumuyla yaptığı işin, hiç de  olumlu bir davranış olmadığının farkında olduğunun, bunca riske rağmen yine de  nefsinin arzusunu frenleyemediğinin bir göstergesidir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Kapıların kitlenmesi aynı zamanda Yusuf&#8217;un o güne  kadar, duygusal ve davranış olarak Züleyha&#8217;ya hiç bir şekilde karşılık  vermediğinin, kadının arzularına ortak olmadığının açık bir kanıtı sayılmalıdır.  Muhtemelen kadın, o güne kadar duygularını değişik davranışlarla belli etmişti;  etmişti ki sonunda son hamlesini, her şeyi göze alarak yapma sınırına gelmiş,  kölesini duygu ve arzularının kölesi olarak kullanmaya karar vermişti&#8230; </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Kadınlık avantajları kullanılıyor. Ayetin  ifadesinde şuh bir davet edası da ciddi bir ültimatom da sezilmektedir: &#8220;Hey!  Hadi gelse ne!..&#8221; gibi bir şey!..Batılı tasvir adına olmadan, hayalî olarak bu  sözde gittikçe hırçınlaşan farklı tonlar da sezilebilmektedir. &#8220;Ne olur gel  artık!&#8221; yakarışı tırmanışı sonucu &#8220;Gel diyorum sana!&#8221; emir ve tehdidi kendini  göstermektedir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Bir ayet, hassas ve son derece dikkat çekici bir  anlatımla, kalbin ve nefsin etkilenmesi konusunda gözün etki gücüne dikkat  çekerken(33/53), bir başka ayet de, kadın sesinin insanın kalbini alt üst  edebileceğine işaret etmektedir(332/32). </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Ayette odanın dekorasyonu ve kadının kıyafeti  konusunda bir ip ucu görülmüyor. Fakat, ses konusundaki ipucu bu konuda  düşünmeye gerek bırakmayacak kadar konuyu örtülü şekilde nazara vermiş  olmaktadır. Bu konuda da kadının hazırlıklı olduğu söylenebilir&#8230; </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Kur&#8217;an, yukarda bir nebze temas ettiğimiz gibi,  cinsellik konularında nezih, kısa, örtülü ve dolaylı bir dil kullanır. Sadece  bir ayette Adem ile Havva&#8217;nın yasak meyveden yedikten sonra avret yerlerinin  göründüğünden ve cennet yaprağıyla örtmeye çalıştıkların dan söz eder(20/121). </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Kurgulanan senaryonun gerçek olmaması için hiç  bir engel görünmemektedir, doğal şartlar tamamıyla Züleyha&#8217;nın lehinedir&#8230; </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Bu, Züleyha&#8217;nın son ama en kapsamlı ve etkili  manevrası ve silahıdır. Hiç denemediği şeyi ilk kez deneyecek, duygu ve  arzularını açıkça belli ederek nihaî teklifini yapacaktır. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Züleyha&#8217;nın belli bir şekilde, kendine güvendiği  ve amacına ulaşacağından büyük çapta emin olduğu izlenimini ediniyoruz. Bu,  Yusuf&#8217;un kölelik bilinciyle hareket edip arzusunu yerine getireceği konusundaki  anlayışından kaynaklanmış olabilir. Ciddi anlamda yaptı ğı onca hazırlık da bu  konuda kadına güven vermiş olabilir. Öte yandan her şeyi göze alarak, yaptığı  teklifin reddedilmesi karşısında duyduğu büyük hayal kırıklığı ve duygularının  karşılık bulamamasının verdiği psikolojik baskının etkisiyle, hırs ve öfkeyle  hareket edip, ne pahasına olursa olsun elde etme amacıyla gömleğini çekip yırtma  sı, sonrasında da hapse yollama adına Yusuf&#8217;a karşı takındığı acı masız tavır da  bu konuda bir belirti sayılabilir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Kadın önce kadınlığını kullanmış, amacına  ulaşamayınca da statüsünü kullanarak cezalandırma ve onurunu kurtarma yoluna  gitmiştir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Burda Hz.Yusuf&#8217;un bir insan olarak  değerlendirilmesi de çok önemlidir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">22.ayette Yusufun ergenlik çağına girince ilim ve  hikmet verildiği belirtiliyor. Bu, Henüz Peygamber olmadığı anlamına da gelir.  Züleyha&#8217;nın Yusuf&#8221;u sıkıştırması olayı, bundan sonra meydana gelmiştir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">&#8220;Bürhan&#8221; Yusuf&#8217;a verilen bu ilim ve hikmete  işaret olabilir. Ya da vicdan eğitimli zeka gücü ve sorumluluk şuuru diye de  tanımlanabilir. Burhan kavramı bu hikayedeki can alıcı anahtar kavramdır. Çünkü  Yusuf&#8217;un davranış biçimine yüklenecek anlama ve yoruma kaynaklık etmektedir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Kur&#8217;an&#8217;ın, seçilen bir Peygamberin, delikanlılık  çağında başından geçen hassas bir deneyimini dile getirmekte, fakat iki-üç keli  meyle adeta bütün hayatına denk hatta üstün sayılabilecek son derece önemli bir  durumunu dillendirmektedir. Yusuf&#8217;un bütün hayatı içinden bir sahne, &#8220;O da  meylet-ti&#8221; şeklinde nazara verilmektedir. Bu olay ve bu olayda bu anlık tutumu,  geçmişinde onca ibretli olaylar yaşayan, gelecekte de aynı şekilde uzun süre ha  pis kalacak, ama aklanacak ve Peygamberlik ve hükümdarlık yapacak olan  Hz.Yusuf&#8217;un hayatının, mihenk ve dönüm noktası gibidir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Bir insanın, özellikle toplumun önünde misyon  sahibi tanınmış birinin, geçmiş ve gelecek hayatındaki bütün başarılara ve er  demli davranışlara gölge düşürebilecek bir iki kelimeyle ifade edilebilecek  küçük bir davranışı, psikolojik bir bakışla o insana o gözle bakmayı  sağlayabilir. Cinselliğe ya da paraya zaaflarını önleyemeyen kimi toplum ileri  gelenlerinin başarıları ve kariyerleri, basit bir söz veya davranışlarıyla bir  anda sönüverir. Aklanmış olsalar da bu tür insanların isimleri her anıldığında,  hayatlarının dönüm noktası durumunda olan o kelimeleri ve olayları da  beraberinde hatırlanmaktan kurtulamazlar. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Ancak bir iftira söz konusu olursa, bu konu kamu  vicdanını ikna edecek tarzda, sözgelimi gizli çekim görüntüleriyle ve iftiracıla  rın itiraflarıyla tescillenirse, itimat edilen ve sevilen seçkin kimseler  tarafından o kişi sahiplenilirse, mazlum durumda olanın yıldızı daha da  parlayabilir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Hz.Yusuf, &#8220;Maâzallah!&#8221; reaksiyonuyla  hatırlanmaktadır. O&#8217;nun durumu en mutemed kaynak olan Kur&#8217;an&#8217;la açıklanmakta,  tebrie edilmektedir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Benzer olaylara Kur&#8217;an&#8217;da rastlanır. Hz.İsa&#8217;nın,  &#8220;Beni ve annemi tanrı edinin demedim!&#8221; demesi gibi (5/116). İfk olayında Hz.  Aişe&#8217;nin temiz olduğunun ayetle ilan edilmesi gibi (24/11-16). </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Züleyha, davetini hem çekici görüntüsüyle hem  cezibeli sesiyle hem de beden diliyle göstermiş olmakta ve Yusuf&#8217;a doğru hare  kete geçmiş bulunmaktadır. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Buraya kadar kadın her konuda aktif olarak  görünmektedir. Deyim yerindeyse Yusuf, beden diliyle köle duruşunda gelişmeleri  takip etmektedir. Fakat bu safça, ne olduğunun farkında olmadan, düşünce  köleliği duruşu içinde izleniyor değildir. Çünkü Yusuf kendi sinden nefis  hamlesi beklenecek rüşt çağına geldiğinde, ilim ve hikmet sahibi bir insan  haline de gelmiştir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Nefis arzularının ve hastalıklarının üstesinden  gelebilecek en güçlü iki silah; kalpteki Allah saygısı, zihindeki bilgi ve  düşünce gücü olmaktadır. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Yusuf muhtemelen, ateşin kendisini yakacağını  hissettiği anda bu köle duruşunu bozmuş, kendine meyleden Züleyha&#8217;ya  meyletmişti. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Fakat iki meylin hem başlangıcı hem cereyan şekli  hem de sonucu birbirinden farklı gerçekleşmiştir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Kadın, nefis arzularının etkisiyle, ruh ve  bedenini günah ilişki ile doyurma amacıyla hamlesini yaparken, Yusuf Ruhundaki  inancın, beynindeki ilmin etkisiyle, kadına karşı kendini korumak, hücumunu geri  çevirmek için ona meyletmiş olmaktadır. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Kadının meyletme niyetinin nefis arzuları olduğu  konusunda, hazırlık aşamasından ve sonrasındaki sert tavırlarından rahatlık la  okunmaktadır. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Yusuf&#8217;un meyletme niyetinin nefis arzusu olduğuna  dair hiç bir emare görünmemektedir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Bu meyil pekala bir savunma eylemi de olabilir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Hatta kadına, kadının meylini kırma ve farklı bir  meyil kazandırma adına bir meyil girişiminde bulunmasından da söz edilebilir.  Çünkü bir taraf tan </span></p>
<p><span style="color:#003399;">&#8220;Allah&#8217;a sığınırım&#8221; diyerek kalbini konuşturmuş,  vicdan muhasebesi uyarısı yapmış, diğer taraftan da, kadının kocası nı, evli bir  kadın olduğunu ve kendi minnet duygularını hatırlatarak, bu kötü eylem sonucu  oluşacak vefasızlık, ihanet ve cezalandırılma gibi kötü akıbeti nazara vererek,  maddi manevi gerçeklere dikkat çekmiştir. Böylece kadının içinde bulunduğu  duygusal ve psikolojik sarhoşluktan uyanması için, belki de tutup ırgalama ve  &#8220;Kendine gel!&#8221; deme adına kadına yönelmiş, hamle yapmış olmaktadır. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Kısacası söz konusu iki meyli anlam ve amaç  yönleriyle birbirinden ayırmalıyız: Züleyha, nefis arzularının yönlendirdiği  kalbi ve aklıyla Yusuf&#8217;a aksiyoner bir durumda meyletmişken, Yusuf İnançlı  kalbinin ve ilim ve hikmet boyutlu aklının, nefsini yönlendirmesi sonucu  reaksiyoner bir durumda züleyhaya doğru yönelmiştir diye düşünebiliriz. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Şayet Hz.Yusuf&#8221;u bir beşer olması sebebiyle,  diğer Peygamberlerde de örnekleri görülen ve adına &#8220;Zelle-sürçme&#8221; adı verilen  bir durum açısın bakılacak ve değerlendirilmesi yapılacaksa, konuya şöyle  yaklaşmak isteriz. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Allah’ın külli iradesi karşısında insanın cüzi  iradesine bir tercih payı ayrılması gibi, beşeriyetin muktezası bir nötr duruş,  bulunuş ve duraklamadan söz edilse bile, &#8220;Bürhan&#8221; ve &#8220;İhlas&#8221; kavramlarıyla, bu  anlık beşeri boşluğun anında doldurulduğunu okuyabilir ve söyleyebiliriz.Yusuf  da bir beşerdir, diğer insanlar gibi cinsel gücü vardır ve bizzat kendisi nefsin  kötülük emreden yönüne dikkat çekmektedir.(12/53). </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Muhtemelen Yusuf, böyle bir teklifle ilk kez  karşılaşmış bir şaşkınlık geçirmişti. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Müfessirlerin bir kısmı, Yusuf&#8217;un nefsani bir  meyil göstermiş olabileceğini vurgularken, bir kısmı sadece aklından geçirmiş  olabileceği üzerinde dururlar bazı müfessirler de bir Peygamberin böyle bir  meyil göstermekten de masum olduklarını savunmuşlardır. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Bu meyli, akıl ve vicdandan bağımsız bir nefsin,  fıtrî-yapısal bir yönelişi olarak yorumlayabiliriz. Bu &#8220;Ateş yakar&#8221;, gerçeği  gibi bir oluşumdur. Aç olan bir insanın yiyeceklere, çölde kalmış olanın suya  doğru doğal yönelişi gibi… </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Bu meyli, son derece profesyonelce hazırlanmış  bir nefsani tuzak karşısında, Züleyha&#8217;nın hem görüntü olarak hem de sesle  sağladığı etkileyici bir durumda ve teklif karşısında; Yusuf&#8217;un hayat deneyimi  olarak yaşanmış ve bilinçaltında depolanmış benzeri görüntü ve bilgiler  bulunmadığından, hayal aynasında görüntülenen ve tasavvurda oluşan  sembolik-timsalî cinsel bir imajdan ibaret olarak da yorumlayabiliriz. Bu  durumda bilinçaltı, bağım-sız ve bağlantısız, hatta sınır çizilmemiş nefis  hesabına, teklif karşısında oluşan bu belli belirsiz imaja, &#8220;Bu da nedir?&#8221;  diyerek yöneldi. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Durum anlaşılınca da, anında durdu ve öteye  geçmedi. Yalın nefisten doğal bir tepki ile gelen bu meyil hissi, bloke edildi,  bilinci aşamadı, bir çeşit bastırıldı. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Bu imajı yorumlamak ve vicdan yelpazesinde nereye  koyabileceğini belirlemek için, görünüşte kadına doğru denebilecek bir  yönelmeyle; aslın da zihne yansıyan imaja yöneldi, kavradı, geri çevirdi ve  tepkisini koyarak, karşı taraftın irade dışı tetiklediği meyil his sine  meylederek onu yok etti!.. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Bu, güçlü bir patlama duyduğumuzda, gökyüzünde  ciddi bir parlama gördüğümüzde refleks olarak başımızı sesin geldiği tara fa  çevirmek gibi bir şeydir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Deprem şokunda da insan bilinçsizce ne tarafa  yöneleceği ve ne yapacağı konusunda kısa bir şok yaşar, sonra bilinçli  davranırız. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Peygamberimiz, ilk vahiy ile karşılaştığında  yaşamıştı. Ayetlerde bunun ipuçlarını görüyoruz. Unutmama heyecanıyla ayetleri  tekrarlamaya çalışmış, dilini oynatmış, ayet de unutmayacaksın acele etme!  anlamında uyarmıştı (75/16-17). </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Nuh Peygamber de inanıp kendine katılmamış olan  oğlunun dalgalar arasındaki halini görünce anlık bir meyil ve tepkiyle,  Allah’tan bağışlanmasını istemiş, uyarılınca da istiğfarda bulunmuştu. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Olay zihinde çözümlendikten vicdanda  belirlendikten sonra Yusuf, kararlı ve vicdan destekli bilinçli sorumluluk  içindeki &#8220;Bur hanî&#8221; tepkisini hem duygusal olarak hem da zihinsel olarak orta ya  koymuş olmaktadır. Yani kadının güçlü meyil çekim gücünü alt edebilecek,  alternatif olarak güçlü bir meyil ve itme gücü oluşturmuştur. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">İnsan psikolojik olarak, kendisine bir şey soran  bir erkekle, bir kadına karşı farklı tepkiler verir, yaklaşım gösterir. Bu, elde  olma dan yapılan bir refleks gibidir. Erkeğin mimikleri yönlendiren yüz kasları,  kadın sesi, yüzü ve genel görüntüsü karşısında bir farklı çalışır. Bir erkekle  konuşan erkekler ile bir kadınla konuşan erkekler iyi gözlemlenirse, jest ve  mimiklerdeki farklılık beden dili olarak kolayca okunabilir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Kadına yönelen insanların meyil güçleri daima  güçlü refleks gösterir. Bu, karşı cinsteki meyil gücünün yoğunluğuna göre  değişkenlik gösterebilir. Erkeklerin bu meyilleri ve beden dilleri doğal olarak,  kadının kimliğine ve tavırlarına bağlı olarak da farklılık lar gösterir ve  farklı anlamlar ifade eder. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Konuyu şeytanla irtibatlandırmak da mümkündür.  Ayette şeytanın peygamberlere bile yaklaşmak istediği belirtilir(6/112). Hz.  Ademe ve Havva ya yaklaşması konusu üzerinde genişçe durmuştuk. Ayrıca Yusuf  olayıyla ilgili olarak şeytan iki ayette geçer, birinde, hapisten çıkma isteğini  iki arkadaşına bildirmiş fakat şeytan onlara unutturmuştu (12/42), diğerinde ise  Hz.Yusuf, &#8220;Şeytan benimle kardeşlerimin arasını bozdu&#8221; der (12/100). Böyle  hassas bir konumda şeytanın müdahale etmek istememesi herhalde düşünülemez. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Bürhan, kesin delil, hüccet, işaret demektir ki  afaki olduğu kadar enfüsi yöne de olur. Yani Yusuf&#8217;u gördüğü bürhan içte ve dış  ta gerçekleşen etkili bir delil olmuştur. Hz.Yusuf, Züleyhanın bütün etki gücüne  karşı, vicdanında ve aklında bu fiilin çirkinliğini hem sebep hem de sonuç  itibariyle görmüş değerlendirmiştir. &#8220;Rabbim&#8221; kelimesinde hem Rabbimden korkarım  hem de efendime ihanet edemem diyerek iki ucu birleştirerek tepkisini dile  getirmiştir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Bu olayda son derece önemli mesajlar saklıdır.  İlim, hikmet ve Peygamberlik verilen bir insanın bile zorlanabileceği,  erkek-kadın ilişkilerinde, zorlanmayacak insan yok demektir. Diğer taraftan da,  şartlar bir cinsin ne kadar aleyhine olursa olsun, nefis meyillerinin önüne  geçmek her zaman için mümkün olabilmektedir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Bu ayetlerde öyle anlaşılıyor ki, Yusuf ve  Züleyha&#8217;nın şahsında, erkek ve kadının birbirlerine, karşılıklı meyletme  duygusuna sahip oldukları konusunda vurgu yapılmakta, inanç ve zihin gücü yani  bürhanla ve buna güç katan ihlasla bu meyil gücünün denetim altına alınabileceği  dersi verilmektedir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Buna göre ayetten şu da anlaşılabilir: Kadın  meylettiği zaman, erkeğin meyletmeme şansı az olur, bu ihtimal kiminde minimuma  iner, kimisinde sıfırlanır. kimisi de bir çekim gücüne kapılır ve bilincini  yitirmiş ve hipnoz olmuş gibi, mehlikâların ardından aşıklar gibi sürüklenir  gider&#8230; </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Ayetler Hz.Eyyüb&#8217;ün Sabır kahramanı olarak ilan  edilmesi gibi, Hz.Yusuf&#8217;un İffet kahramanı olarak tanımamıza vesile olurken aynı  zamanda, Kadın ve erkeğin birbirine meyledebilecek hassas yapıda olduklarına,  nefislerdeki çekim gücünün etkisine dikkat çekmektedir. Buna karşı Bürhan gücünü  kullanmanın bu tür kötülüklere, nefis-ruh hastalıklarına karşı koruyucu olduğuna  işaret etmektedir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Burhan gücü ise iç ve dış donanımıdır ki hem aklı  hem de kalbi kapsar. Bürhan gücü, Vehbî olarak bir Peygambere verildiği gibi,  Kalbin Allah saygısı ve ihlasla nurlanmasıyla, aklın da ilim ve hikmetle  aydınlanmasıyla elde edilebilir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Hz.Musa olayında, tanışma, çıkma, flört gibi  olgulardan söz etmiştik. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Hz.Yusuf olayında, duygu seline kapılma durumunda  bir kadının (Bu erkek de olabilir) nefsi hesabına düştüğü durumlar gözler önüne  serilmektedir. Burada erkek, kadının üstün konumu kendisinin de köle olması  nedeniyle madur ve mazlum durumdadır. Fakat kadın evli olması sebebiyle kınanmış  ve çevresinde küçük düşmüştür. Ayrıca Yusuf hapisten çıkarken, suçlu olanın  kendisi olduğunu itiraf ederek ikinci kez ezilmiştir. Ayet, deyim yerin-deyse,  elle yapılan bir taciz hareketi gibi küçük sayılabilecek bir davranış biçiminin  olumsuz sonuçlarını göz önüne getirerek, daha ileri aşamadaki eylemlerin,  insanın hayatında ne gibi olumsuz ve yıpratıcı izler bırakacağı konusundaki  düşünmeyi ve öngörüyü okuyucuya bırakmıştır. Flörtlerin bir kısım riskler  taşıdığı çıkarımını da rahatlıkla yapabiliriz. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Flörtlerin masum yüzlerinin olduğu savunulur.  Birbirlerini çok iyi tanıma ve evliliği sağlam temeller üzerine atma niyeti  gibi.. Öncelikle bir araya elen karşı cinslerin yalnız kaldıklarında, içlerinden  ne gibi duygu ve düşünceler geçtiğini tespit etmeleri gerekir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">İki insan bir araya geldiğinde yaşadıkları  heyecan ve yoğun duygular içindeyken, birbirlerini ne kadar mantık ve ileri  görüşlü lük penceresinden ölçüp tartabilirler; düşünülmesi gerekir. Çünkü erkek  olsun kadın olsun çoğu insan Züleyha gibi nefis, aşk ve arzu baskısıyla hareket  edip, bazı talepleri kolaylıkla gündeme getirebilir Fakat çok az insan, erkek  olsun kadın olsun, Yusuf gibi davranıp zevke çağıran istekleri ve davranışları  elinin tersiyle itebilir!.. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Ne Yusuf gibi davranabileceğimizin bir garantisi  vardır ne de Züleyha&#8217;nın durumuna düşmeyeceğimizin teminatı vardır!.. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Birbirlerini anlamak ve tanımak isteyen ve  niyetleri ciddi olan tarafların, duygu-mantık dengesini sağlamada katalizör  görevi görecek erdemli ve bilgili, deneyimli ve evli, üçüncü bir şahsın  beraberliğinde görüşmeler yapmaları daha sağlıklı sonuçlar verebilir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Her bir günah Züleyha teklifi gibi algılanabilir.  Ve bunlara karşı bürhanla Yusuflaşarak, kalp ve aklımızla &#8220;Maâzalâh!&#8221; tepkisini  gösterebiliriz&#8230; </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Hz.Yusuf, iffeti, en zor hatta imkansız şartlar  altında Rabbisinin yardımıyla elde etmişti. Günümüzün insanı iffeti, Rabbisinin  zimmeti, kendisinin himmeti, Yusuf yüzlü ve Yusuf iffetli dost ve arkadaşlarının  hizmetiyle elde edebilir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211; </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Hz.SÜLEYMAN VE MELİKE BELKIS </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Gelen olayda ise, en üst düzey yönetici konumunda  olan iki hükümdarın yine güzel amaçlı iletişiminden ve muhatabın durumunu,  psikolojisini hesaba katarak etkileyici davranışların sergilenmesinden  bahsedilmektedir. Farklı inançta olan bir kadına ve çevresine tevhid inancının  kazandırılmasının çarpıcı, sıra dışı bir hikayesi sunulmaktadır. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Süleyman Peygambere, babası gibi yeryüzü  hükümranlığı, farklı ilim ve mucizeler verilmişti. Neml ve Sebe sürelerinde, kuş  ve karınca ile konuşmasından, rüzgarla uçmasından, cinleri çalıştırmasından  bahsedilir. Ele alacağımız konuda da istihbarat adına kuşla konuşmasından,  eşyayı anında aynen nakletmesinden ve eşsiz mühendislik gerektiren yapılardan  söz edilmektedir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Belkıs , çevresi cennete benzetilen Sebe (Yemen)  halkını yöneten, son derece zeki, dirayetli, feraset sahibi, otoriter ama  meclisine danışan, değer veren, sevilen ve her şeyi, özellikle büyükçe değerli  tahtı olan bir melikedir. Ne var ki o ve toplumu güneşe secde etmektedir. Ve  Peygamber, misyonu gereği, insanlığın aleyhine işleyen bu zulüm durumuna son  vermek istemektedir. Satır aralarında iki tarafın da, son derece zekice,  seviyeli, saygılı, anlayışlı, samimi, lutufkar, ama bir o kadar da diplomatça ve  mesafeli tutum ve davranışlar sergilediklerini, birbirlerine değer verdiklerini  ve olumlu psikolojik bir hava oluşturmak için gayret gösterdiklerini  okuyabiliyoruz. Özellikle olayların akışı Hz.Süleyman’ın kontrolünde  gerçekleşmektedir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Belkıs&#8217;ın durumunu, Hüdhüd isimli kuştan öğrenen  Hz.Süleyman, yine de durumu teyid ettirmek için, kuştan, yazdığı mektubu  Belkıs&#8217;a götürmesini ve çekilip olacakları izlemesini ister. Hz.Süleyman,  Belkıs&#8217;la ilk iletişimini mektupla kurar ve çok özlü iki cümleyle amacını  belirtir. Mektubu eline alan Belkıs, bunu çevresine duyurur: </span></p>
<p><span style="color:#003399;">&#8220;Bana bir kerîm-değerli bir mektup bırakıldı;  Süleymandan&#8230; Bismillâhirrahmânirrahîm diye başlıyor ve baş kaldırmayın,  Müslüman olarak bana gelin diye yazıyor!&#8221;. Belkıs&#8217;ın, mektubu okuyunca önyargılı  davranmaması, olumsuz bir tepki göstermemesi, yorum yapmadan göndereni hemen  belirleyip, besmeleyi vurgulaması, belki de biraz heyecanlanarak, mektuba  &#8220;kerim&#8221; ifadesiyle bir değer yüklemesi, mektubu gönderen kişinin ismini  söylemesi dikkat çekicidir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Öncelikle Hz.Süleyman Allah ismiyle çok hayırlı  ve etkili bir başlangıç yapmış, imana davetle gerçek amacını ortaya koymuş,  kendisine uymalarını en son cümle olarak zikretmiştir ki bu muhatabın  psikolojisini olumlu etkilemiştir denebilir. Nitekim Melikede bir hiddet  belirtisi görülmemektedir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Aksine Belkıs&#8217;ın çevresine soğukkanlı, dirayetli  ve zekice yaklaşımları görülür.Çevresindeki ileri gelenleri onore eder; &#8220;Size  danışmadan hiç iş yapmadım, bana fikir verin!&#8221; der.O da psikolojik olarak  çevresiyle etkili bir iletişim kurmaktadır. Ancak ileri gelenler, &#8220;Biz güçlü  savaşçı kimseleriz son söz senin deyince, Belkıs&#8217;dan, harareti düşürücü, ikinci  etkili psikolojik yaklaşım örneği gelir: &#8220;Hükümdarlar bir ülkeyi ele geçirince  perişan ederler, ileri gelenleri de alçaltırlar, bunlar galiba böyle  yapacaklar&#8221;. Burada savaş yanlılarını yatıştır ma amacı hissedilmekte, savaşın  olumsuz sonuçlarına dikkat çekilmektedir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Ayrıca &#8220;Süleyman böyle yapar!&#8221; demiyor, genel  konuşuyor, adeta onu hedef göstermekten çekiniyor. Ya onun gücünden korku yor,  ya zalim olmayan bir yapıya sahip bulunuyor, ya da ilişkilerine daima iletişim  kurarak geliştirmeyi istiyor. Bir ihtimal de Hz. Süleyman&#8217;a sempati duymuş  olabilir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Ve melike üçüncü ve nokta koyucu hamlesini yapar:  &#8220;Onlara elçi ve hediyeler göndereyim bakalım sonuç ne olacak!&#8221; Dahiyane çözüm.  Kimsenin olumsuz bir düşünce beslemesine imkan vermeden, savaşı reddetmeden ve  onaylamadan, önlemiş, aynı zaman da hükümranlığının gereğini yerine getirmiş  olmaktadır. İleri görüşlü bir kadın olarak Belkıs, bu tutumunun Süleyman&#8217;a  yansıyacağını da düşünmüş, öngörmüş olabilir&#8230;Ve sanki çevresini, kendisinin ve  çevresinin geleceği için, kaçınılmaz belli bir duruma, psikolojik olarak adım  adım hazırlıyor gibidir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Bu diplomatik atak, aynı zamanda Süleyman’a karşı  psikolojik bir yoklama ve tepki ölçme taktiği olarak da görülebilir. Ya  hediyelerle sulhu sağlayacaktır ya da Süleyman’ın gerçek niyetini ve  samimiyetini anlayıp tutumunu gözden geçirecektir. Bu, Belkıs&#8217;ın Süleyman’a  karşı ilk olumlu iletişimi ve dostluk mesajı sayılabilir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Hz.Süleyman iki tarz tavır sergiler. Birincisi,  hediyelerini geri çevirir, Allah&#8217;ın verdiği daha hayırlıdır der. İkincisi de  tutumunu sertleştirmesidir ki bu aşamada bu, karşı tarafa tam bir psikolojik  etki yapacak, tedirginlik ve korku meydana getirecektir: &#8220;Karşı koyamayacağınız  ordularla gelir, hor ve hakir oradan çıkartılırsınız!&#8221;&#8230;Bu tarz çıkarılmaktansa  kendi rızalarıyla davete icabet etmek en mantıklı yol olacak ve Belkıs  çevresiyle yola çıkacaktır. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Bu noktada Hz.Süleyman&#8217;ın, deyim yerindeyse,  psikolojik harikalar kuşağında cereyan eden sürprizleri bir biri arkasına  gelecektir. Her Peygamber tereddütsüz söyleyebiliriz ki birer insan uzmanıdır.  Tebliğlerinin gönüllerde ve akıllarda yer etmesi için, evrende cereyan eden,  ilahî kelamla anlatılan iletişim prensiplerini en mükemmel şekilde uygulayan  örnek önder terbiyecidirler. Her Peygamber kendi döneminde revaçta olan  mucizeleri gibi, psikolojik yaklaşımları da benzer noktalarda yoğunlaşmıştır.  Musa Asa&#8217;sının sihirbazların sihir malzemeleriyle beraber,olumsuz inançlarını,  duygu ve düşüncelerini de yutuvermesi gibi&#8230; </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Belkıs ve hükümranlığı için, yanında taşıdığı  büyük, görkemli ve paha biçilmez zinetiyle tahtı her şeyi demekti. Bir de  kadınlık meyilleri hesaba katılırsa, Belkıs demek taht demekti!..Zineti ve  mücevheri demekti!&#8230;Bir de taht, saltanatın bir sembolüydü, onun ele  geçirilmesi, hükümranlığın el değiştirmesi anlamına gelecek ve kabulden başka  çareleri kalmamış olacaktı&#8230; Tekrar hatırlatalım ki, bütün bu tedbirler, o  insanın ve çevresinin Allah&#8217;a yönelmesi inanması adına yapılmaktaydı&#8230;Ayrıca  Melike ve ileri gelen çevresi, belli bir yenilmişlik psikolojisi içinde  bulunmaktaydı, Peygamber kendisine değil Yaratıcıya inanmak için gelen bu  topluluğa, rahatlatma ve mutlu etme adına bir hediye de hazırlamış olacaktır. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Hz.Süleyman, ilk sürpriz olarak, Belkıs gelmeden  önce, tahtının anında yanına getirilmesini ve üzerinde değişiklikler yapılmasını  ister. (Günümüzdeki ışınlama teorilerine işaret ettiği söylenir). Belkıs  gelince, sanki hem ezikliğini hem de yorgunluğunu almak istercesine, hemen tahta  bakmasını ister ve tanıyıp tanımadığını sorar. Belkıs&#8217;ın yaklaşımı çok  ilginçtir! Sanki konuyu çok ilginç bulmamıştır; alışılmış bir tonda: &#8220;Sanki ona  benziyor!&#8221; der. Ve devam eder: &#8220;Bize daha önce bilgi verildi, biz Müslüman  olmuştuk! der! Muhtemelen, hükümdar olarak bulunduğu konumu sebebiyle, çevresini  aşamamış, inancını açıkça ilan edememiş, duygu ve düşüncelerini  açamamıştı!..Fakat özellikle bir kadın için her şeyi anlamına gelen  mücevherlerine hiç itibar etmemesi, tevekkül içinde inanmışlığını ön plana  çıkarması, aslında, açamadığı inancıyla dünya adına çok şeyi aştığını  göstermektedir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Ve bir devlet kadınına, kraliçelere layık  billurdan bir köşk takdim edilir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Ve bir devlet kadınına, kraliçelere layık  billurdan bir köşk takdim edilir. İnancının dünyadaki peşin ödülü olarak. Köşkün  avlusu genişçe su kaplıydı. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Kadın ıslanmasın diye eteğini tuttu, şaştı kaldı,  çünkü su ıslatmıyordu. Süleyman Peygamber, eşsiz bir mühendislik örneği  göstermiş, suyun üstünü şeffaf cam zeminle örtmüştü. Yazır&#8217;ın belirttiğine göre  tefsirciler inanç mutluluğunu izdivaçla taclandırdıklarını not düşerler(5/146) . </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Bu olay, toplumsal statüsü farklı olan herkese,  özellikle de bir hanfendiye karşı iletişimde ve evliliklerde temel amacın yüce  tutulması konusunda güzel ders vermektedir. Olayda iki taraf da birbirlerine  asla hakaret ve düşmanlık ifade eden söz kullanmamış, tutum sergilememiştir. Ne  çıkar adına bir adım atılmış ne de nefis zevkleri hesabına bir yol da  tutulmuştur. Buradan, dengeli iletişimler, yüce amaçlar ve ölçülü tutumlarla  sağlanabilir dersi çıkarılabilir&#8230; </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Aynı zamanda evlilik öncesi ve evlilik boyunca,  eşlerin birbirini hoşnut ve mutlu edecek davranışlar sergilemesi, hediye alma  sı, birbirlerinin kişilik yapısını iyi çözerek, ihtiyaç duyulan maddi manevi  gereksinimlerin karşılanması konusunda teşvik de sezilmektedir. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Belkıs&#8217;a sunulan hizmetin birinci sınıf bir  hizmet olduğu anlaşılıyor. Bu bize, Dinimizin güzelliklerini dünya insanına  tanıtma adına ip uçları veriyor. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Başta kaliteli insan yetiştiren eğitim kurumları  olmak üzere, hayatın her alanında, güzelliği temsil eden insanların, üst  seviyede yaşadıkları dinin güzelliklerini mümkün olabildiğince üst seviyede  temsil etmeleri ve bunu, hak vesilelerle en ideal şekilde gösterme durumunda  olmalıdır. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Kur&#8217;an, Hz.Süleyman&#8217;ın sahip olduğu son derece  alımlı, özel yetiştirilmiş ve muhtemelen dünyada o gün için benzerleri bulun  mayan atlardan bahseder. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Peygamber onlarla yakından ve bizzat  eğitimleriyle ilgilenir ve onları çok sevdiğini belirtir. Fakat bu sevgisine şu  anlamı da yükler: &#8220;Ben mal sevgisini kesinlikle Rabbimi anmak için  istedim!&#8221;(38/31-33). Rabbi anmak, günümüz insanına O&#8217;nu sevdirmek, en alımlı  hizmetlerle olma durumundadır. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Musa olayında flört durumunun temel  niteliklerinden, Yusuf olayında duygular seline kapılma tehlikesinden söz  etmiştik. </span></p>
<p><span style="color:#003399;">Süleyman olayında ise evliliğe giden yolda yüce  bir amaç ve niyet belirlemenin ve eşlerin birbirlerinin ruhuna ve yaratılışına  uygun davranmanın öneminden bahsedildiğini söyleyebiliriz. Süleyman Peygamberin  evlilik konusunda da, Allah&#8217;a yönelmeyi ana hedef edindiğinde kuşku yoktur.</span></p>
<p>drmavi</p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/incelemeler.wordpress.com/4/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/incelemeler.wordpress.com/4/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/incelemeler.wordpress.com/4/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/incelemeler.wordpress.com/4/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/incelemeler.wordpress.com/4/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/incelemeler.wordpress.com/4/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/incelemeler.wordpress.com/4/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/incelemeler.wordpress.com/4/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/incelemeler.wordpress.com/4/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/incelemeler.wordpress.com/4/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/incelemeler.wordpress.com/4/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/incelemeler.wordpress.com/4/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/incelemeler.wordpress.com/4/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/incelemeler.wordpress.com/4/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/incelemeler.wordpress.com/4/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/incelemeler.wordpress.com/4/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=incelemeler.wordpress.com&amp;blog=4092591&amp;post=4&amp;subd=incelemeler&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://incelemeler.wordpress.com/2008/06/28/ask-flort-cinsellik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/e37257e923df7b649128151a74a3af4c?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">kurannuru</media:title>
		</media:content>
	</item>
	</channel>
</rss>
